|
|
|
|
|
|
|
| <
Google Earth teki gizli ve ilginc yerler
Dünyadaki sırlı yerlerin bir kısmı gerçekten etkileyici görüntüler.Ama insanında aklına gelmiyor değil bilgisayar işimi diye...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
HAKAN'I ELEŞTİRİYORLAR "AMA"
Hakan Şükür, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük futbol yıldızı. Türk futbolunun neredeyse tüm ilklerinin ahltında imzası var. Dünyada en tanınmış Türk vatandaşlarının başında geliyor.
|
|
Sahaya çıktığında hâlâ 20'li yaşlardakilere taş çıkartırcasına performans sergiliyor, ilerlemiş yaşına aldırmadan. Ama... İşte bu 'ama' yok mu Türkiye'nin başına en büyük belaları açan bu 'ama'... Sergen dünyanın en büyük yeteneği, ama... Hakan yaşayan bir efsane, ama... Parti kapatılmasına karşıyım, ama... Bu 'ama'lardan sonra gelen her cümle bir öncekini yerle yeksan eder.
Hakan Şükür'ün önceki gün Zaman'da çıkan demeçleri aynı gün bazı internet sitelerinden başlayarak gazetelere kadar öyle bir yayıldı ki dönüp ilk gün yayınladığımız haberi tekrar satır satır okuma ihtiyacı hissettim.
 G.Saraylı taraftarlar, 2006 yılındaki Kutlu Doğum Haftası'nda tribünlere, 'Canlar sana feda olsun Ya Hz. Muhammed' pankartı asarak peygamberimize sevgisini göstermişti.
Ne diyordu Hakan Şükür: "Kutlu Doğum'a yakışır bir derbi olsun. Taraftarlar stada güllerle gelsin, hoşgörü elden bırakılmasın." Fair-play adına çok güzel bir çağrı. Neden Hakan bu açıklamayı yapmış; "Çünkü Hakan irticacıymış, Peygamber'in adını ağzına almış, dini futbola alet etmiş."
Taraftarlara sağduyu çağrısı yapanlar sadece bizim ülkemizde linç ediliyor. Zira dünyaca ünlü Brezilyalı yıldız Kaka her yıl gelirinin yüzde 10'unu kiliseye bağışlarken, dindarlığıyla tanınan F.Bahçeli Kezman futbolu bıraktıktan sonra keşiş olacağını söylerken, yine F.Bahçeli Alex her maç öncesi orta sahada neredeyse ayin yaparken dini futbola alet etmiyor da, Hakan Şükür, taraftarları tarihin en önemli derbisi öncesi hoşgörüye çağırırken mi ediyor?
Hakan'ı yerden yere vuranlar Türk toplumunun hassasiyetlerini umursamadıklarını da gözler önüne seriyor aslında. Kutlu Doğum Haftası bu ülkede yıllardan beri kutlanan, hoşgörü ve güzel ahlak çağrılarının kalben yapıldığı bir etkinlik. Pazar günü Türk futbol tarihinin en önemli derbilerinden birisi oynanacak.
Kazanan takım neredeyse şampiyon olacak. Durum böyleyken, ev sahibi takımın kaptanı tarafından yapılan fair-play ruhuna uygun, hoşgörü çağrısının çarpıtılması niye? Geçen sezon Ali Sami Yen'de oynanan ve tarihe 'su savaşları' olarak geçen GS-FB derbisi hâlâ hafızalardaki tazeliğini korurken, bir bardak suda bu fırtınanın kopartılması niye?
Aslında daha geçen yıl Ali Sami Yen başta olmak üzere tüm statlarda açılan, 'Canlar sana feda olsun, ya Hz. Muhammed' pankartı bile toplumun bu konudaki hassasiyetinin göstergesi. Birkaç gazete ve internet sitesinde, 'G.Saray'da Hakan Şükür krizi' başlığını okuyan da bir şey var zannedecek.
 Real Madrid'li futbolcuların, Papa 2. Jean Paul'ü ziyaret etmesi İspanya'da kilise ile sporun bağları şeklinde değerlendirilmişti.
Ama krizi yaşayanlar ne yazık ki, değerlerine bağlı Türk halkı değil, sadece oturdukları sırça köşklerden halkı bir tek haber bültenlerinde gören medya elitleri.
Yalman'a kulak verelim
G.Saray camiasını Adnan Öksüz ve Fatih Altaylı'dan ibaret sananlar bir de duayen başkanlardan Alp Yalman'a kulak versinler. Hakan Şükür'ün açıklamalarına en anlamlı yorumu yapan Yalman'dı. Yalman, 'Hakan'ın sözlerini çarpıtanlar toplumu ayrıştıranlardır.' diyor ve ekliyordu: "Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine olumlu bir çağrı olarak gördüm. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı ve Hakan'ın niyeti de buydu. Centilmenlik çağrısı yadırganır mı?"
 Kezman'ın, Hz. İsalı tişörtüne eleştiri gelmezken, Hakan Şükür'ün pet şişelerin havada uçuştuğu geçen yılki F.Bahçe maçını hatırlatıp centilmenlik çağrısı yapması farklı yorumlandı!
Hakan'ın açıklamalarına Fenerbahçe camiasının unutulmaz isimlerinden Cemil Turan da destek veriyordu: "Hakan, mücadelenin dostça geçmesini isteyen bir açıklama yapmış."
Tamamen iyi niyetle yapılmış hoşgörü davetinin çarpıtılması karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hakan Şükür'ün son açıklamaları da alkışlanacak cinsten: "Sözlerimin arkasındayım. Yaptığım, bir centilmenlik çağrısıdır, bunun başka yönlere çekilmesine bir anlam veremedim. Ne yapsaydım, taraftarları kışkırtacak mesajlar verip, derbiyi savaşa mı dönüştürseydim? Geçen yıl oynanan derbiyi hâlâ unutmadık. O maçtan sonra 5 maç ceza aldık."
Ne denir ki; Hakan Şükür'ün açıklamalarına aklıselim sahibi herkes imzasını atar. Futbolda yıllardır bitirilmeye çalışılan şiddeti Şükür'ün saf duygularla ve tamamen taraftarı hoşgörüye davet eden açıklamalarıyla önlemek mümkünken, bir bardak suda fırtına kopartanların iyi niyetinden nasıl emin olunur? Bu ülke, rakip takımın bayrağını yırtan spor yazarlarını ve rakibini yendikten sonra bayrağı orta sahaya diken antrenörleri unutmadı.
[NE DEDİLER?]
Mehmet Ali Şahin (Adalet Bakanı): Söyledikleri, iyi niyet göstergesi Hakan Şükür'ün bunu iyi niyetle söylediğini düşünüyorum. Tabii dinî duygularımızın spor etkinliklerine karışmaması gerekir. Ama bu amaçla da söylediği kanaatinde değilim. Hakan Şükür herhalde, 'dostluğun, kardeşliğin, centilmenliğin öne çıkacağı bir maç olsun' temennisinde bulunmuştur, kastı da odur.
Togay Bayatlı (TMOK Başkanı): Görüşleri en iyi fair-play örneği Hakan Şükür, kendi dinî inançları açısından bu maçın centilmenlik içinde geçmesi için beyanatta bulundu. Bunu başka yerlere çekmenin âlemi yok. 'Bu karşılaşmayı dostluk içinde oynayalım' dedi. Özellikle Galatasaraylı taraftarlara şiddete başvurmamaları konusunda uyarıda bulundu. Ben Hakan'ın bu görüşünü fair-play içinde olumlu buluyorum. Dinî inancından misal vermesi dolayısıyla hiç kimse onu eleştiremez. Hakan Şükür'ün, bu beyanatından dolayı eleştirilmesini doğru bulmuyorum.
Davut Dişli (Eski F.Bahçe ve TFF yöneticisi): Duygularımıza tercüman oldu Hakan Şükür'ün bütün söylediklerinin altına imzamı atıyorum. Hepimizin istediği ve özlediği bir olgu futbol maçlarının centilmenlik ve barış içerisinde oynanması. Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede Hakan Şükür'ün sözlerinin başka taraflara çekilmesini de doğru bulmuyorum. Öküzün altında buzağı aramaya hiç gerek yok. Hepimizin istediği, onun dile getirdiği fikirler değil mi? Hakan'ın düşünceleri onun ne kadar samimi olduğunu gösteriyor ve bu açıklaması Hakan'ın hoşgörüsünü ön plana çıkarıyor. Kutlu Doğum Haftası'nın, derbi haftasına denk gelmesi sebebiyle mesajlarını bu çerçevede vermiş olmasını ve başlık olarak bunu ön plana çekmesinin de yadırganacak bir tarafı kesinlikle yok.
Alp Yalman (Eski Galatasaray Başkanı): Farklı yorumlamak, ayrımcılık İnsanların inançları kendilerinedir. Olanları maneviyatı çerçevesinde gözlemlemek gerek. Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine bu olayı ve Hakan'ın düşüncelerini başka taraflara çekmek toplumda ayrıcalığa sebep oluyor. Ben bu olayın bu türlü değerlendirilmek istenmesini ve farklı boyutlara çekilmesini yadırgıyorum asıl. Ve hiç de doğru bulmuyorum. Söylenenler ve yapılanlar kendi içinde değerlendirilmeli. Başka türlü ele alınınca bu tür yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı. Hakan Şükür'ün de niyeti buydu sanırım. Centilmenlik mesajı yadırganabilir mi? Türkiye'deki yabancı futbolcular sahaya çıkarken nasıl Hıristiyansa haç ve put çıkartıyor, golden sonra benzer dini olgularını tekrarlıyor. Onlara bu yönlü eleştiriler yapılmıyor.
Aziz Yılmaz (Birleşik F.Bahçeliler Vakfı Başkanı): Hakan, gençlere örnek bir isim Mısırlılar Afrika Kupası'nı kazandıklarında topluca secdeye varıyor. Diğer dinlere inanan futbolcular maçlara girerken çıkarken gol kaçırdığı veya attığı zaman bu anı dinî sembolleriyle yaşıyor. Her zaman bunlar normal karşılanıyor. Türkiye'de bütün rekorları kırmış, hatta bu rekorların geçileceği bile düşünülemeyen, gelmiş geçmiş en büyük santrforlardan Hakan Şükür'ün yüzde 99'u Müslüman ülkede maçın dostane bir şekilde geçmesi için İslam âleminin çok önem verdiği Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapması olay oluyor. Hani derler ya 'ne Musa'ya ne İsa'ya...' Hakan Şükür de hiç kimseye yaranamıyor. Herkesin Hakan'ı gelecek nesillere örnek gösterip takdir etmesi ve görüşlerine saygı göstermesi lazım.
|
|
kaynak:www.zaman.com.tr |
|
|
|
|
|
| <
Salaklık Tarihine Geçenler
• Jake Fen isimli Macar adam, esini korkutmak için kendini asmis pozu verdi... Eve gelen es kocasini o halde gorünce bayildi..Kapiyi açik gören komsu kadin içeri girince iki cesetle karsilastigini sanip evi soydu.Topladiklari ile çikarken Jake kadina bir tekme atti. Cesedin canlandigini sanan kadin korkudan öldü..Jake beraat etti..
• New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarpti. Adama birsey olmamisti.. Soförle konustu ve kalkacakken olayi gören biri yanina gelerek,kalkmazsa sigortadan para alabilecegini soyleyince yeniden aracin önüne yatti. Araç sürücüsü ise adamin gittigini düsünerek gaza basti ve adam öldü...
• Bayan Carson Amerika'nin New York kentinde yasiyordu.. Birgün eglenmek için cenaze isleri yapan bir sirketle anlasti. Sirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldügünü söyledi . Aile hemen kostu. Bu sirada tabutun içinde yatan bayan Carson birden dogruluverdi. Ama kizi o anda kalp krizi geçirip öldü...
• Romollo Ribaldo issizdi. Pisa kentinde oturan 42 yasindaki bu Italyan birgün, tabanca ile intihar etmeye hazirlandi. Esi onu engellemek icin dil döktü.. Sonunda Romolo aglamaya basladi ve intihardan vazgeçip silahini yere firlatti. Ates alan tabancadan çikan mermi esine isabet etti ve esi öldü...
• Kansas Wichita'daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.
• Güney Afrika Johannesbur'da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.
• Bir şirket,çalışanlarının iş başında güvenli gözlük kullanmalarını teşvik etmek için özel bir film izletti.Kanlı iş kazalarını gösteren film o kadar canlıydı ki 25 kişi odadan kaçtı.13 işçi bayıldı.ve işçilerden biri sandalyeden düşerek kafasını yardı.
• Washington'da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.
• *Michigan lonia'da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.
• *Pennsylvania Radnor'da bir şüpheliyi sorguya çeken polis,şüphelinin kafasına metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasına bağlamıştı.Polisin Fotokopi makinasında şüphelinin yalanlarının yazdığını söylemesi inanan şüpheli suçunu itiraf etti.
İKİZİNİ ÖLDÜRDÜ -
Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesinedayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bubasit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.
MAYINLA FUTBOL -
Komboçya'da 2 asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca hayatlarını kaybetti. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun "en iyi mayın uzmanları" arasında yer almasıydı.
TÜKÜRÜK KURBANI -
ABD'nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü, büyük bir tencere şeklindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11. kattan düştü.
COLADAKİ ÇİVİ -
New Hempshere eyaletinde 10 yaşında bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi.
ÖLECEĞİ VARMIŞ -
Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı. Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. katta anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti.
• Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı... Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi... Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler...
• Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek satın aldı.Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini söyleyerek onları çöpe attılar. Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler.
• Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova", İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu.
• 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı. Çünkü atışı izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
• 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü.
• Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı.
• 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
• Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı.
1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu.
• 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.
• 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
|
Dünyayı Sarsan 50 Gerçek
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider'in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi'nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç. "50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor. "Yokoluş"a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek: 1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor. 2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. 3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip. 4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp. 5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla. 6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti. 7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip. 8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla. 9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9'unda ise cezası ölüm. 10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor. 11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor. 12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı. 13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor. 14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var. 15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor. 16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor. 17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor. 18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor. 19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor. 20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor. 21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı. 22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla. 23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor. 24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar. 25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor. 26- 150'den fazla ülkede işkence var. 27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor. 28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33. 29- Dünyanın üçte biri savaş halinde. 30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir. 31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. 32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı. 33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor. 34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS. 35- Her yıl 10 dil ölüyor. 36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla. 37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor. 38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var. 39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor. 40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor. 41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı. 42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor. 43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor. 44- Dünyada 27 milyon köle var. 45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor. 46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor. 47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor. 48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor. 49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var. 50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Dünyayı şaşırtan ''ağaç adam''...
Genç yaşında dizinin kesilmesi sonucunda vücudunda çıkan siğiller yüzünden el ve ayaklarında tıpkı ağaç kökü gibi uzantılar oluşmaya başlayan yoksul bir Endonezyalı, kendisine ölüme götüreceğini sandığı bu hastalığa karşı bir Amerikalı profesörden yardım alacak. Şu an 35 yaşında olan ve hastalığından ötürü 'Ağaç Adam' olarak da anılan 'Dede' isimli balıkçı, 15 yaşında dizinden yara aldıktan sonra, uzmanların sadece milyonda 1 rastlanabileceğini söylediği bir hastalığa yakalandı. Ancak normalde sık rastlanan 'insan papilloma virüsü' (HPV) adlı enfeksiyon, Dede'yi çok farklı bir şekilde etkiledi. 'Ağaç Adam' Dede ve güçlükle yetiştirmeye çalıştığı kızı...
Siğil oluşumuna neden olan bu hastalık Dede'nin vücudunda bir türlü durmak bilmedi. Siğillerin bir türlü iyileşmemesinin ve adamın ellerinde, ayaklarında ağaç kökü benzeri oluşumlar çıkmaya başlamasının sebebi ise Dede'nin bünyesindeki çok nadir görülen bir genetik hatadan kaynaklanıyordu. Bu hata nedeniyle adamın bağışıklık sistemi bir türlü hastalığın üstesinden gelemiyordu. ÖNCE İŞİNDEN SONRA EŞİNDEN OLDU
El ve ayaklarını kullanamadığı için artık iş göremez hale gelen çaresiz adam önce işinden sonra da eşinden oldu. Kendisini terk eden karısı, 2 genç çocuğunu da geride bırakıp kaçtı. Bir yandan yoksulluk, bir yandan da bölgedeki doktorların bu hastalığa bir çare bulamaması nedeniyle büyük sıkıntıya düşen Dede, vücuttaki bozukluklar meraklı kişilere teşhir edilerek para kazanılan 'ucube gösterileriyle' geçimini sağlamaya başladı. Vücudunda 'kökler' oluşan adam, 'ucube şovlarına' çıkarak geçimini sağlıyor. Her an bu hastalık yüzünden ölebileceğini düşünen adama en sonunda ABD'deki Maryland Üniversitesi'nden Profesör Anthony Gaspari yardım elini uzattı. Perşembe akşamı belgesel kanalı Discovery Channel'da da gösterilecek olan bir girişimle, Prof. Gaspari Endonezya'ya gitti ve Dede'yi buldu. Hastalığına tanı koyan profesör, bunun çaresinin sentetik A Vitamini'nde olduğunu söyledi. 6 AY İÇİNDE İYİLEŞMEYE BAŞLAYACAK
Her gün A Vitamini tedavisiyle 6 ay içinde siğil oluşumunun durabileceğini ve daha sonra fazlalıkların kesilmesi için el ve ayaklara yapılacak tedaviyle Dede'nin bu uzuvlarını kullanabilecek hale gelebileceğini kaydeden uzman, gerekirse tedavi için Dede'yi ABD'ye götürebileceğini de söyledi. Şimdi kurtulma ümidiyle Dede'nin yüzü gülerken, Profesör Gaspari, "Bütün kariyerim boyunca böyle bir hastalıkla karşılaşmamıştım" dedi.
|
|
|
|
|
|
|