|
|
|
|
|
|
|
| <
HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRAN ŞEYLER 1-Kahvenin yanına bisküvi isteyenlere: 2-Sıcak sıcak mısır yemek için, mısır tutacağı: 3-İşyerinde başkaları kullanmasın diye delikli, kilitli bardak: 4-Poşeti tam istediğiniz kadar suda tutan saat ayarlı penguen: 5-Ekmek yanmasın diye içi görünen ekmek kızartıcı: 6-Ellerinize bulaşmasın diye tereyağı kesici: 7-Uzaktan kumanda kaybetmeye son! Kooocaman ve karanlıkta ışıldayan, tüm aletleri çalıştıran tek bir kumanda: 8-Kursunuzu, toplantınızı kaçırmayın... "Bugün günlerden ne?" sorusuna cevap veren saat: 9-Düz bir çizgi halinde kesmek için lazerli makas: 10-Tuvalet kapağını açıp kapatmak için pedal: 11-Gece uykusundan uyananlar için ışıklı terlik: 12-Bebekler rahat uyusun diye, bir anne elinin ebat ve ağırlığında, dokunma hissi verecek şekilde tasarlanmış yastıklar: 13-Yabancı ülkelerde kaybolmaya son! Bu tşörtü giyip o an istediğiniz şeyi tşörtte parmağınızla gösterip sonra da ortadaki soru işaretine işaret edin: 14-Garsonlara müjde! Tepsi düşürmeye son! 15-Güneş mi gölge mi istersiniz? El arabası gibi kolayca taşınan bank.
|
|
|
|
|
|
Bu ülkeye bir ‘özür borcunuz' var!
Önder Sav'ın 'dinleniyorum' iddiasıyla gelişen süreç gerçek bir skandalla sonuçlandı. Peki şimdi ne olacak? Bu ülkeye korku dolu buhranlı günler yaşatanlar ne yapacak?
|
|
|
|
|
|
Yıllarca kıyısından köşesinden yakalamaya çalıştığımız istikrarın sürekliliğini sekteye uğratan, siyasi ve etnik kutuplaşmaları tırmandıran, halkın sosyal yapısıyla oynayan gerginliklere bir yenisi daha eklendi…
CHP’nin, genel merkez binasının Devletin ‘resmi gücü’ ile dinlendiğini ortaya atması ile başlayan süreç, Hz. Muhammed için kullandığı alay dolu cümlelerden sonra ortadan kaybolan Önder Sav’ın cep telefonunu açık bırakmasını belgelenmesi ile sonlandı…
Dinlendiğini iddia ederek, vücutlarına sonradan eklenen bir organ gibi yanlarından ayırmadıkları cep telefonlarından korkar hale gelen insanların üç gününü zehir eden, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dinlendiğini iddia ederek İslam aleminin en kutsal şahsına hakaret eden sözlerini örtbas etmeye çalışan Önder Sav ve beraberindeki bir çok CHP’li üst düzey yönetici başta olmak üzere, sonu teknolojik bilinçsizlikle sonlanan bu olayda AK Parti Hükümeti’ni, bu ülkenin sokaktaki güven kaynağı olan emniyet güçlerini suçlayan, MHP, DSP’nin yöneticileri ve ayrıca bu olayla birlikte hükümeti tefe koymaya soyunan Medya kuruluşları ve bazı yazarların, bu ülkeye BİR ÖZÜR BORCU var…
Neden mi?
Dinleme skandalı ile korkutup canını sıktığınız, demokratik hakkının en temel güvencesi olan oyunu verdiği partiden şüphe duydurttuğunuz, en yakınındaki sadık dostundan bile şüphelendirten ‘paranoyak fikirlerinizi’ empoze ettiğiniz bu halkın üç gününü, demeçlerinizle, yazılarınızla, haberlerinizle ve görmediklerinizle resmen katlettiniz…
Üç gün önce ağızlardan çıkan laflardan, çekilen kalemlerden kin nefret dolu sözler duyup okuyan bu halka, özür dolu sözler söyleyip okutmak için gereken 'erdemliliği' göstermek bu “skandala” imza atan herkesin boyun borcudur…
Yayın hayatına başladığı tarihten beri, gerçek ve doğru habercilikten hiç bir zaman ödün vermeyen, halktan aldığı destek ile Türkiye'nin en çok okunan İnternet haber portalı sıfatına taşıyan Haber7.com olarak, aşağıda isimleri ve demeçleri yer alan kişileri resmen afişe ediyor ve biz bu kişilerden halk adına, halktan özür dilemesini istiyoruz...
Türkiye bu isimlerden özür bekliyor;
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlendiği iddiasını değerlendirerek, ''Bir ortam dinlemesi olayıyla karşı karşıyayız. Watergate olayı, yıllar sonra Türkiye'de pervasızca tekrarlanmaktadır'' diyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’dan,
Meczup dediği Vakit yazarı Serdar Arseven’in, "Önder Sav’ı cep telefonundan aradık... Bizimle konuşmak istemiyordu... Bu yüzden yanlışlıkla ’no’ tuşuna değil de ’yes’ tuşuna bastı... Biz de odada yaptığı konuşmayı dinledik." sözleri için; “Ne diyelim? Yuh artık! Zekaya hakaret olur da bu kadar olur...” yorumunu yapan Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’dan,
AK Parti’nin gayri meşru yollarla toplumu ve devleti kuşattığını belirterek, “Dinleme vahim boyutlara ulaştı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
Medya içinde kendisini “Amiral Gemisi” mertebesine yerleştirerek güven vermeye çalışan fakat dinleme olayında, “Kim dinledi kim sızdırdı” manşeti ile CHP lideri Deniz Baykal’ı adeta harekete geçiren Hürriyet Gazetesi'nden,
AK Parti Hükümeti için, “Önemli yargıçların, siyasetçilerin telefonlarını dinleme gibi, ucuz ama diktatöryal bir duruşu da ortaya koyuyorlar.” diyen DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den,
Bağlı bulunan tüm medya kuruluşlarının Önder Sav’ın Hz. Muhammed’e sarf ettiği çirkin sözleri görmezden gelen ama telekulak skandalına ön ayak olup bu ülkenin mutlu mesut günlerine neşter vuran medya devi Aydın Doğan’dan,
Deniz Baykal’ın dinleme ile ilgili iddialarına ve hükümete yönelik eleştirilerine yer vererek “Korku diktatörlüğü” manşetini kullanan Cumhuriyet Gazetesi’nden,
“Herkesin aklına düşen soru: Ben de mi dinleniyorum?” diyerek halkı açıkça korku tedirginliğe sevk eden “Basında Güven” sloganını sık sık çiğneyen Milliyet Gazetesi’nden,
Hz. Peygamber hakkında çirkin sözler sarf ettikten sonra hiç birşey olmamış gibi ortaya çıkıp, "Beni dinlediler" iddiasını ortaya atan ve 'Vakit’in ‘telefonunu açık bırakt’ı haberine, “Tanımadığım numarayı açmam” diye yanıt vererek skandal iddiasının ve çirkin sözlerinin arkasında duran CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan,
Yazısında, “Toplumumuz, bir türlü kontrol altına alınamayan bu keyfi dinleme terörü altında inlemeye başladı. İnsanların psikolojisi bozuldu. Diyeceğim, bu bütün Türkiye’nin ortak sorunu. Ama herkesten önce iktidarın sorunu.” Yorumunu yapan Amiral Gemisi’nin kaptanı Ertuğrul Özkök’ten,
"AKP, hakkımda ne yaparsanız ensenizdeyiz mesajı veriyor. Devletin teknolojik gücü siyasi güç olarak kullanılıyor” yorumunu yapan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’dan,
“Konuşma metninin ideolojik tavrı ve aşırılığı bilinen Vakit gazetesine sızdırılmış olması da ister istemez “dinci bağlantı” şüphesini akla getiriyor: Bu kanunsuz dinlemeyi güvenlik güçleri içindeki “dinci” elemanlar mı yaptı?” yorumunu yapan Milliyet’in muhafazakar yazarı Taha Akyol’dan,
F-Tipi kulak tartışması” manşetini atarak Vakit’in üç gündür sessiz olduğunu iddia eden Akşam Gazetesi’nden,
Türkiye’de tüm gelişmeleri hemen sayfalarına taşıyan, Sav’ın iddialarını yalanlayan Vakit için “Komik savunma” yorumunu yapıp, Türk Telekom’dan gelen belgeyi görmezden gelen Fatih Çekirge’nin emir komutasındaki Hurriyet.com.tr’den ;
Başından geçen bir hadiseyi anlatıp, “Ne olur herkese "dinleme yok" deyin de bana demeyin!...” diyen Kanal D haberin sunucusu Mehmet Ali Birand’dan,
Önder Sav’ın Bolu eski valisi ile makamında yaptığı görüşmenin Vakit Gazetesi’nde yayınlanmasından 3 gün sonra, Ak Parti Hükümeti’nin ve devletin güvenlik güçlerinin de desteği ile CHP Genel Merkezi’ni dinlediğini söyleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan,
Olaylarla ilgili ayrıntıları kamuoyu ile paylaşan Vakit’i haber yapan, Zaman, Bugün ve Yeni Şafak için “Yandaş basından komik savunma” diye haber yapan Vatan Gazetesi’nden,
“Herkes büyük bir korku paranoyası içinde… Ülkenin böyle bir korku iklimine sürüklenmesinin sorumlusu hükümettir." diyen Hürriyet yazarı Tufan Türenç'den,
Vakit'in haberinden yola çıkarak, Önder Sav’ın dinlendiğini ima eden haberlere imza atan, fakat olayın yalan çıktığının anlaşmasından sonra konuyla ilgili hiçbir habere yer vermeyip, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın AP’de söylediği sözlere yönelen Vatan Gazetesi’nin -zamanında reklam için Bakan Güneş Taner’in önünde diz çökmesi ile gündeme gelen- Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu’dan,
“Kimi dinlediler? CHP’yi. Kimi mahkemeye verdiler? CHP’yi. Mağdur kim? CHP. Sanık kim? CHP. Tanık? CHP.” diye ironi yaparak CHP’yi mağdur sandalyesine oturtan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den
''CHP Genel Merkezini ve Genel Sekreterini dinleme talimatını kim vermiştir? Dinlemeden sonra ortaya çıkan konuşma metnini, AKP'ye yakın medyaya kimler servis etmiştir?'' sorusunu soran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’ndan,
Son zamanlardaki demokrasi çıkışlı yazıları ile adından söz ettiren fakat dinleme fiyaskosu için, “Önce Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Osman Paksüt’ün, son olarak CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmeleri elbette skandaldır. Elbette özgürlüğün ihlalidir. Elbette suçtur. Elbette cezayı gerektirir. Bu suçu kim işledi? Devletin kendisi mi? Devlet içindeki odaklar mı? Çeteler mi?” yorumunu yapan Milliyet yazarı Hasan Cemal'den
“Anamuhalefet partisinin genel sekreterinin dinlenmesinin gerekçesi devletin güvenliği olamaz, eğer dinleniyorsa ortada siyasi bir niyet var demektir. Onun da mutlak surette yargıya intikal ettirilmesi gerekir.” Yorumu ile birlikte, “Biz de o kuşkuyu taşıyoruz!” diyen MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı’dan,
“CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın odasında yaptığı özel görüşmenin kaydedilip Vakit gazetesinde yayımlanması, ‘yasalara meydan okuyan’ bir anlayışın sonuçları...” diye kesin ifadeler kullanan Hürriyet yazarı Melih Aşık'tan,
“CHP, Başbakan hakkında gensoru vermeye hazırlanıyor. Emniyet içindeki cemaatçi kadrolaşmanın yüksek teknoloji kullanarak CHP’yi izlediği ortada. AKP’nin kendi ‘derin devleti’ni oluşturduğunu savunan CHP bu örgütlenmenin üzerine gitmeye kararlı.” diyerek neredeyse bir skandala ortak olan Hürriyet yazarı Derya Sazak'tan,
“Dinleme skandalı buzdağının sadece tepesidir. Devlet içinde örgütlenmiş cemaate bağlı çete, tüm kritik kişi ve kurumları yıllardır dinlemektedir.” diyerek insanları töhmet altında bırakan Akşam yazarı Serdar Akinan’dan,
Sav'ın özel görüşmesinin içeriğini yayınlayan Vakit yazarı Serdar Arseven’in,''Kendilerine bu konuşma bandının servis edildiğini'' yazmasını mantıksız bulup, görüşmeyi kimin servis ettiğini sorup, ''Bu, Türkiye'de demokrasi skandalı, rezaletidir. Utanç duyulacak bir tablodur'' diye yorum yapan CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay’dan, temsil ettikleri mevki ve makamın 'hakkına' yakışır bir şekilde, bir kereye mahsus da olsa büyüklük ve cesaret örneği gösterip "ÖZÜR" dilemeleri bekleniyor...
Not: ............................................................................................................. Adını buraya yazmayı unuttuğumuzu fark edip yukarıda yer alan kişilerle aynı düşüncede olanlar da noktalı yere görüşlerini ekleme erdemliliğini gösterip özürlerini beyan edebilirler...
=============================================
O cesareti gösterecekler mi(?!) merakla bekliyorum...
Not: Taraf gazetesi gerçekler ortaya çıkınca kendilerinin yanlış yapatığını kabul etti ve bu tutumundan dolayı kendilerini tabrik ediyorum...
|
|
|
|
|
Siteni Ünlü Arama Motorlarına Ekle
En ünlü
arama motorlarınıza sitenizi ekleyiniz ve böylece ziyaretçi sayınızda
gözle görülür bir artışı fark edeceksiniz. Tabi bunlara sitenizi
eklerken anahtra kelimelerin sizinle ilgili kısımını biraz geniş
tutunuz böylece armaların sonuçlarında sitenizin çıkma şansı daha da
artmış olacaktır. En yaygın olan arama motorlarını buraya yerleştirdim
ve ilerleyen günlerde yenilerini ekleyeceğim sizinde paylşamak
istediğiniz arama motorlarını >>>buraya<<< yazarsanız daha kapsamlı bir arama motoru listesi çıkarmış oluruz...
Arkadaşlar
bazı arama motorlarının direk linkle site eklemesi yapmak yerine önnce
kayıt olmanız gerekiyor bir hesabınız olduktan sonra o arama motorunda
sayfanız görüntülenecektir dikkat ediniz bazılarını şartlarını okurken
dogru bilgileri veriniz siteyle ilgili olanlar tabi ki....
# Uluslararası Yabancı Arama Motorları #
Siteni google arama motoruna ekle
Siteni msn arama motoruna ekle
Siteni yahoo arama motoruna ekle

Siteni lycos arama motoruna ekle
Siteni alexa arama motoruna ekle
Siteni go arama motoruna ekle
Siteni altavista arama motoruna ekle
Siteni excite arama motoruna ekle
Siteni hotbot arama motoruna ekle
Siteni snap arama motoruna ekle

Siteni infoseek arama motoruna ekle
Siteni megacrawler arama motoruna ekle
Siteni webcrawler arama motoruna ekle

Siteni StarTingPoinT arama motoruna ekle

Siteni ask arama motoruna ekle
 Siteni thenet1 arama motoruna ekle
 Siteni all the web arama motoruna ekle
Siteni ebaya arama motoruna ekle ekle Siteni wikipedia arama motoruna ekle
Önerilerinizi Bekliyoruz... Anahtar kelimeler:site
ekle kayıt arma motoru hit yükselt arama sonuçlarında siten
gözüksün görünsün site bul ara add search site koy add to serch your
site düyanın en çok tıklanan arama motorları türk arama motorları arama
da sende ol bende oluyum aramada görüntülen en popüler arama motorları
dev arama site web www world wide web arama motorları listesi türk
arama motorları listesi en bilindik arama motorları dünya genelinde
çapında ara arama motorları en iyi arama motorları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Bir Türk Yılada Kaç Kitap Okur?!
Bağımsız Eğitimciler Sendikasından (BES) yapılan yazılı açıklamada, sendikanın AR-GE biriminin “Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı” adlı bir rapor hazırladığı belirtildi.
Rapora göre, Türkiye'de okunan kitaplar, genellikle “siyaset, aşk, cinsellik” konularını işliyor. Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat vakit ayırıyor.
Türkiye, kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya'da toplumun % 14'ü, Amerika'da yüzde 12'si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca on binde 1 kişi kitap okuyor.
Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 71 milyon nüfuslu Türkiye'de bu rakam 2-3 bin civarında kalıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'nda kitap okuma sıralamasında, Türkiye 86. sırada yer alıyor.
Bir Japon bir yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, bir Fransız 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. Türkiye'de, okuma alışkanlığına sahip 70 bin kişi bulunuyor.
Rapora göre, Türkiye'de bir kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210, İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor. Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla.
Birleşmiş Milletlerin yaptırdığı bir araştırmaya göre, kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçikalı ve Avustralyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye'de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.
ABD'de yılda 72 bin kitap basılırken, Rusya'da 58 bin, Japonya'da 42 bin, Fransa'da 27 bin, Türkiye'de ise 7 bin kitap basılıyor. Türkiye'de dergi okuma oranı ise yüzde 4 olarak belirlendi.
İngiltere'de ortalama bir gazete olan günlük The Sun gazetesi Türkiye'deki gazetelerin toplam tirajı kadar satıyor. Türkiye'deki gazete okurlarının yüzde 85'i yalnızca spor ve magazin sayfalarını okuyor.
Türkiye'de bin 412 kütüphane olmasına rağmen, sadece 400'üsi uluslar arası kütüphane standartlarını taşıyor. Kütüphanelerdeki kitap sayısı 12 milyon 221 bin 192, kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 254 bin 7 ve satın alınan kitap sayısı ise 13 bin 862.
“Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı” isimli çalışmaya göre, Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor. Türkiye'de öğrencilerin sadece yüzde 19'u, 25'ten fazla kitaba sahip.
Türkiye'de en çok basılan yerli kitaplar Keloğlan masalları, Nasrettin Hoca fıkraları, cinsel içerikli kitaplar, Karadeniz fıkraları ve dini bilgiler ilmihal kitapları, en çok basılan yabancı kitaplar ise La Fontaine fablları, Ezop masalları, Andersen masalları, Çocuk Kalbi ve cinsel konulu kitaplar oluyor.
BES AR-GE UZMANLARININ AİLELERE ÖNERİLERİ
Açıklamaya göre, BES AR-GE uzmanları ailelere, çocuklarının kitap okuma alışkanlığının kazanılması için önerilerde de bulundu.
Çocuklara, bebeklik çağından itibaren kitap okunmasını ve önemli günlerde kitap hediye edilmesini öneren uzmanlar, çocukların, okuduğu ve aileleriyle paylaştığı her kitap için onu ödüllendirilmesi gerektiğini belirttiler. Kitap okuma alışkanlığının çocukların bilinçsel ve dil gelişiminde oldukça önemli olduğunu vurgulayan AR-GE uzmanları, öğrencilerin de kitap okumadığını hatta ders kitaplarını dahi okumadıklarını kaydettiler.
Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Başkanı Gürkan Avcı da 1980 sonrası güdülen politikalarla kitap okumanın kamuoyuna zararlı diye tanıtıldığını ileri sürdü. Özellikle de okuyan ve düşünen kişilerin bu süreçte “hain” ve “zararlı kişi” olarak kamuoyuna yansıtıldıklarını savunan Avcı, şunları kaydetti:
“1950'li yıllardan sonra ABD ve AB uzmanlarının yön vermeye başladığı milli eğitim politikaları yüzünden eleştiri yapamayan, sistemin bir parçası olmaya çalışan ve popüler kültüre göre şekillenen bir gençlik yaratıldı. Kitap, gazete okuma alışkanlığı kazanamamış toplum da yöneticilerini sorgulamadığı gibi iyi yöneticileri ve kaliteli politikacıları seçme konusunda da istekli davranamıyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Dünyanın En Entellektüel 100 Kişisi Arasında 2 Türk'te Var ve İlk 20 İçin Kıyasıya Yarışıyorlar
Uluslararası ilişkiler alanında dünyanın en saygın dergilerinden biri olan Foreign Policy, 'yaşayan en büyük 100 entelektüel' listesini açıkladı. Zirveye çıkan isimler arasında iki Türk'te var....
Titiz bir çalışmanın ardından belirlenen listede İtalyan yazar Umberto Eco, Amerikalı aydın Noam Chomsky, Alman filozof Jürgen Habermas, gazeteci Fareed Zakaria, iktisatçı Muhammed Yunus ve tarihçi Bernard Lewis gibi ünlü isimler yer alıyor. Adayları seçerken kullandığı kriteri, "Alanlarında müstesna konuma sahip olup, kendi ülkelerinin sınırlarını aşarak daha geniş alanda tartışmayı etkileme kabiliyeti göstermek." şeklinde özetleyen dergi, sıralamayı ise okurlara yaptıracak. Bunun için internet sitesinde bir anket başlatıldı. www.foreignpolicy.com adresini ziyaret edenler, 100 entelektüel arasından tercih ettikleri 5 kişiye oy verebiliyor.
Foreign Policy, yaşayan en büyük 100 entelektüeli İngiltere'de çıkan Prospect dergisi ile ortaklaşa belirledi. Derginin hazırladığı entelektüeller listesinin dini liderler kategorisinde Fethullah Gülen'in yanı sıra Papa 16. Benedict, İslam âlimi Tarık Ramazan ve Yusuf El Kardavi bulunuyo.r.
Listede yer alan 2 çevreci, 4 din adamı, 6 aktivist, 6 tarihçi, 6 lider, 8 sanatçı ve roman yazarı, 8 gazeteci, 8 bilim adamı, 8 filozof, 11 ekonomist ve 17 siyaset bilimcisinden bazıları şunlar:
"Sosyolog Slavoj Zizek, iktisatçı Muhammed Yunus, Nobel Barış ödüllü ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore, tarihçi Bernard Lewis, İngiliz yazar Christopher Hitchens, Çek devlet adamı Vaclav Havel, New York Times yazarı Thomas Friedman, siyasal bilimci Francis Fukuyama, Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı General David Petraeus, Nobel Barış ödülü sahibi İranlı aktivist Şirin Ebadi ve Rus satranççı Garry Kasparov." Derginin editörleri, listeyi ortaya çıkarırken kullandıkları kriterleri de şöyle açıklıyor: "Bu listedeki bay ve bayanlar dünyadaki en girift düşünürlerden bazıları olmakla beraber, listeyi hazırlarken kullandığımız kriterler bundan daha basit olmazdı: Adaylar yaşıyor ve halen kamusal hayatta faaliyet gösteriyor olmalı. Alanlarında müstesna konuma sahip olup, aynı zamanda kendi ülkelerinin de sınırlarını sıkça aşarak daha geniş alanda tartışmayı etkileme kabiliyeti göstermeli." Listenin üçte ikisini Amerikalı ve Avrupalı entelektüeller oluşturuyor. Türkiye'nin de içinde değerlendirildiği Ortadoğu'dan 11 isim yer alıyor. 100 entelektüel isim arasından ilk 20'yi belirlemek için bir anket de düzenleyen derginin oylamasına ve ayrıntılı olarak listedeki diğer isimlere www.foreignpolicy.com adresinden ulaşılabiliyor.
Kaynak:zaman
anahtar kelime:
entelektüel oy kulan oy ver 100 gülen pamuk fetullah fetulah orahn türkiye ... katıl oyla oy kullan kulan seç seçim dünya 100 entellektüel isme oy ver kullan 100 entelektüell oylaması entellektüel adaylar entelektüel adaylar adayları ara bul oy kullan en entelektüel 100 yüz oy kullan oy ver
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Dünyanın En Genç Profesörü
8 aylıkken okumaya başlayan, 10 yaşında üniversiteden mezun olan, 14 yaşında doktorasını bitiren Alia Sabur, şu an 19 yaşında ve Güney Kore’de profesör sıfatıyla ders vermeye hazırlanıyor...
Okuma yazmaya başladığında 8 aylıktı... Yani bebeklerin daha yeni agu demeye başladığı dönemlerde... 1999 yılında, henüz 10 yaşındayken ABD’deki New York State Üniversitesi’nin Uygulamalı Matematik Bölümü’nden mezun oldu. 2003 yılında, yani daha 14 yaşındayken Drexel Üniversitesi Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Artık basında adı “dâhi kız” olarak anılmaya başlamıştı.

Klarnet ustası İran asıllı ABD vatandaşı Alia Sabur, şimdi yeni bir rekora imza atıyor: Dünyanın en genç profesörü oluyor. Sabur, Güney Kore’nin Konkuk Üniversitesi’nde gelecek ay profesör sıfatıyla ders vermeye başlayacak. Böylece dünyada bu unvanı hak eden en genç kişi olacak. “Dâhi kız” Sabur, aynı zamanda müzik ve spor tutkunu da... Ve bu tutkularında da çok başarılı. Öyle ki henüz 11 yaşındayken solo klarnetçi olarak bir senfoni orkestrasıyla beraber konser vermiş. Ayrıca tekvandoda da siyah kuşak sahibi. Sabur, “yapmak istediği her şey konusunda kendisini cesaretlendiren ve destek veren” ailesinin de başarısında büyük pay sahibi olduğunu söylüyor.

IQ testi onu aşıyor Konkuk Üniversitesi yetkilileri, başarısının sırrını “merak” olarak açıklayan Sabur’un zekâsını ölçmek için IQ testinin yetersiz olduğunu söylüyor. Sabur’un zekâsını yansıtacak bir kategori olmadığını belirten ‘meslektaşları’ onun önümüzdeki yıllarda çok önemli buluşlara imza atacağına inandıklarını anlatıyorlar.
Kaynak:haber.deuforum.com
|
|
|
|
|
|
İLGİNÇ SANATSAL ÇALIŞMA
Çok faklı düşünülmüş ilginç bir o kadar da farklı bir çalışma. Bu çalışmada sanatçılar çeşitli hayvanların bedenlerini kulanmışlar ve bu hayvanların kafalarının yerine ise kendi kafalarını koymuşlar ( Hayvanlar ölü değildir inşaalah diyeceğim ama pek umudum yok ne yazık ki...) Eğer bilgisyar veya maharetli fotoshopun ürünü sanmayın videodan izlemek isterseniz TIKLA. İnsan etkileniyor açıkcası ancak beni etkileyen fotoğraflardan çok düşünce...
Bu sanatsal çalışma 2008 deki yani bu yıl ki 15. Festival Internacional de Musica Avanzada Arte Multimedia de Barcelona kapsamında yapılmış sanatsal çalışmalardan yanızca biri... Yorumlarınızı bekliyorum bu çalışma ile ilgili...
     
|
|
|
|
|
| <
Google Earth teki gizli ve ilginc yerler
Dünyadaki sırlı yerlerin bir kısmı gerçekten etkileyici görüntüler.Ama insanında aklına gelmiyor değil bilgisayar işimi diye...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
HAKAN'I ELEŞTİRİYORLAR "AMA"
Hakan Şükür, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük futbol yıldızı. Türk futbolunun neredeyse tüm ilklerinin ahltında imzası var. Dünyada en tanınmış Türk vatandaşlarının başında geliyor.
|
|
Sahaya çıktığında hâlâ 20'li yaşlardakilere taş çıkartırcasına performans sergiliyor, ilerlemiş yaşına aldırmadan. Ama... İşte bu 'ama' yok mu Türkiye'nin başına en büyük belaları açan bu 'ama'... Sergen dünyanın en büyük yeteneği, ama... Hakan yaşayan bir efsane, ama... Parti kapatılmasına karşıyım, ama... Bu 'ama'lardan sonra gelen her cümle bir öncekini yerle yeksan eder.
Hakan Şükür'ün önceki gün Zaman'da çıkan demeçleri aynı gün bazı internet sitelerinden başlayarak gazetelere kadar öyle bir yayıldı ki dönüp ilk gün yayınladığımız haberi tekrar satır satır okuma ihtiyacı hissettim.
 G.Saraylı taraftarlar, 2006 yılındaki Kutlu Doğum Haftası'nda tribünlere, 'Canlar sana feda olsun Ya Hz. Muhammed' pankartı asarak peygamberimize sevgisini göstermişti.
Ne diyordu Hakan Şükür: "Kutlu Doğum'a yakışır bir derbi olsun. Taraftarlar stada güllerle gelsin, hoşgörü elden bırakılmasın." Fair-play adına çok güzel bir çağrı. Neden Hakan bu açıklamayı yapmış; "Çünkü Hakan irticacıymış, Peygamber'in adını ağzına almış, dini futbola alet etmiş."
Taraftarlara sağduyu çağrısı yapanlar sadece bizim ülkemizde linç ediliyor. Zira dünyaca ünlü Brezilyalı yıldız Kaka her yıl gelirinin yüzde 10'unu kiliseye bağışlarken, dindarlığıyla tanınan F.Bahçeli Kezman futbolu bıraktıktan sonra keşiş olacağını söylerken, yine F.Bahçeli Alex her maç öncesi orta sahada neredeyse ayin yaparken dini futbola alet etmiyor da, Hakan Şükür, taraftarları tarihin en önemli derbisi öncesi hoşgörüye çağırırken mi ediyor?
Hakan'ı yerden yere vuranlar Türk toplumunun hassasiyetlerini umursamadıklarını da gözler önüne seriyor aslında. Kutlu Doğum Haftası bu ülkede yıllardan beri kutlanan, hoşgörü ve güzel ahlak çağrılarının kalben yapıldığı bir etkinlik. Pazar günü Türk futbol tarihinin en önemli derbilerinden birisi oynanacak.
Kazanan takım neredeyse şampiyon olacak. Durum böyleyken, ev sahibi takımın kaptanı tarafından yapılan fair-play ruhuna uygun, hoşgörü çağrısının çarpıtılması niye? Geçen sezon Ali Sami Yen'de oynanan ve tarihe 'su savaşları' olarak geçen GS-FB derbisi hâlâ hafızalardaki tazeliğini korurken, bir bardak suda bu fırtınanın kopartılması niye?
Aslında daha geçen yıl Ali Sami Yen başta olmak üzere tüm statlarda açılan, 'Canlar sana feda olsun, ya Hz. Muhammed' pankartı bile toplumun bu konudaki hassasiyetinin göstergesi. Birkaç gazete ve internet sitesinde, 'G.Saray'da Hakan Şükür krizi' başlığını okuyan da bir şey var zannedecek.
 Real Madrid'li futbolcuların, Papa 2. Jean Paul'ü ziyaret etmesi İspanya'da kilise ile sporun bağları şeklinde değerlendirilmişti.
Ama krizi yaşayanlar ne yazık ki, değerlerine bağlı Türk halkı değil, sadece oturdukları sırça köşklerden halkı bir tek haber bültenlerinde gören medya elitleri.
Yalman'a kulak verelim
G.Saray camiasını Adnan Öksüz ve Fatih Altaylı'dan ibaret sananlar bir de duayen başkanlardan Alp Yalman'a kulak versinler. Hakan Şükür'ün açıklamalarına en anlamlı yorumu yapan Yalman'dı. Yalman, 'Hakan'ın sözlerini çarpıtanlar toplumu ayrıştıranlardır.' diyor ve ekliyordu: "Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine olumlu bir çağrı olarak gördüm. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı ve Hakan'ın niyeti de buydu. Centilmenlik çağrısı yadırganır mı?"
 Kezman'ın, Hz. İsalı tişörtüne eleştiri gelmezken, Hakan Şükür'ün pet şişelerin havada uçuştuğu geçen yılki F.Bahçe maçını hatırlatıp centilmenlik çağrısı yapması farklı yorumlandı!
Hakan'ın açıklamalarına Fenerbahçe camiasının unutulmaz isimlerinden Cemil Turan da destek veriyordu: "Hakan, mücadelenin dostça geçmesini isteyen bir açıklama yapmış."
Tamamen iyi niyetle yapılmış hoşgörü davetinin çarpıtılması karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hakan Şükür'ün son açıklamaları da alkışlanacak cinsten: "Sözlerimin arkasındayım. Yaptığım, bir centilmenlik çağrısıdır, bunun başka yönlere çekilmesine bir anlam veremedim. Ne yapsaydım, taraftarları kışkırtacak mesajlar verip, derbiyi savaşa mı dönüştürseydim? Geçen yıl oynanan derbiyi hâlâ unutmadık. O maçtan sonra 5 maç ceza aldık."
Ne denir ki; Hakan Şükür'ün açıklamalarına aklıselim sahibi herkes imzasını atar. Futbolda yıllardır bitirilmeye çalışılan şiddeti Şükür'ün saf duygularla ve tamamen taraftarı hoşgörüye davet eden açıklamalarıyla önlemek mümkünken, bir bardak suda fırtına kopartanların iyi niyetinden nasıl emin olunur? Bu ülke, rakip takımın bayrağını yırtan spor yazarlarını ve rakibini yendikten sonra bayrağı orta sahaya diken antrenörleri unutmadı.
[NE DEDİLER?]
Mehmet Ali Şahin (Adalet Bakanı): Söyledikleri, iyi niyet göstergesi Hakan Şükür'ün bunu iyi niyetle söylediğini düşünüyorum. Tabii dinî duygularımızın spor etkinliklerine karışmaması gerekir. Ama bu amaçla da söylediği kanaatinde değilim. Hakan Şükür herhalde, 'dostluğun, kardeşliğin, centilmenliğin öne çıkacağı bir maç olsun' temennisinde bulunmuştur, kastı da odur.
Togay Bayatlı (TMOK Başkanı): Görüşleri en iyi fair-play örneği Hakan Şükür, kendi dinî inançları açısından bu maçın centilmenlik içinde geçmesi için beyanatta bulundu. Bunu başka yerlere çekmenin âlemi yok. 'Bu karşılaşmayı dostluk içinde oynayalım' dedi. Özellikle Galatasaraylı taraftarlara şiddete başvurmamaları konusunda uyarıda bulundu. Ben Hakan'ın bu görüşünü fair-play içinde olumlu buluyorum. Dinî inancından misal vermesi dolayısıyla hiç kimse onu eleştiremez. Hakan Şükür'ün, bu beyanatından dolayı eleştirilmesini doğru bulmuyorum.
Davut Dişli (Eski F.Bahçe ve TFF yöneticisi): Duygularımıza tercüman oldu Hakan Şükür'ün bütün söylediklerinin altına imzamı atıyorum. Hepimizin istediği ve özlediği bir olgu futbol maçlarının centilmenlik ve barış içerisinde oynanması. Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede Hakan Şükür'ün sözlerinin başka taraflara çekilmesini de doğru bulmuyorum. Öküzün altında buzağı aramaya hiç gerek yok. Hepimizin istediği, onun dile getirdiği fikirler değil mi? Hakan'ın düşünceleri onun ne kadar samimi olduğunu gösteriyor ve bu açıklaması Hakan'ın hoşgörüsünü ön plana çıkarıyor. Kutlu Doğum Haftası'nın, derbi haftasına denk gelmesi sebebiyle mesajlarını bu çerçevede vermiş olmasını ve başlık olarak bunu ön plana çekmesinin de yadırganacak bir tarafı kesinlikle yok.
Alp Yalman (Eski Galatasaray Başkanı): Farklı yorumlamak, ayrımcılık İnsanların inançları kendilerinedir. Olanları maneviyatı çerçevesinde gözlemlemek gerek. Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine bu olayı ve Hakan'ın düşüncelerini başka taraflara çekmek toplumda ayrıcalığa sebep oluyor. Ben bu olayın bu türlü değerlendirilmek istenmesini ve farklı boyutlara çekilmesini yadırgıyorum asıl. Ve hiç de doğru bulmuyorum. Söylenenler ve yapılanlar kendi içinde değerlendirilmeli. Başka türlü ele alınınca bu tür yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı. Hakan Şükür'ün de niyeti buydu sanırım. Centilmenlik mesajı yadırganabilir mi? Türkiye'deki yabancı futbolcular sahaya çıkarken nasıl Hıristiyansa haç ve put çıkartıyor, golden sonra benzer dini olgularını tekrarlıyor. Onlara bu yönlü eleştiriler yapılmıyor.
Aziz Yılmaz (Birleşik F.Bahçeliler Vakfı Başkanı): Hakan, gençlere örnek bir isim Mısırlılar Afrika Kupası'nı kazandıklarında topluca secdeye varıyor. Diğer dinlere inanan futbolcular maçlara girerken çıkarken gol kaçırdığı veya attığı zaman bu anı dinî sembolleriyle yaşıyor. Her zaman bunlar normal karşılanıyor. Türkiye'de bütün rekorları kırmış, hatta bu rekorların geçileceği bile düşünülemeyen, gelmiş geçmiş en büyük santrforlardan Hakan Şükür'ün yüzde 99'u Müslüman ülkede maçın dostane bir şekilde geçmesi için İslam âleminin çok önem verdiği Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapması olay oluyor. Hani derler ya 'ne Musa'ya ne İsa'ya...' Hakan Şükür de hiç kimseye yaranamıyor. Herkesin Hakan'ı gelecek nesillere örnek gösterip takdir etmesi ve görüşlerine saygı göstermesi lazım.
|
|
kaynak:www.zaman.com.tr |
|
|
|
|
|
| <
Salaklık Tarihine Geçenler
• Jake Fen isimli Macar adam, esini korkutmak için kendini asmis pozu verdi... Eve gelen es kocasini o halde gorünce bayildi..Kapiyi açik gören komsu kadin içeri girince iki cesetle karsilastigini sanip evi soydu.Topladiklari ile çikarken Jake kadina bir tekme atti. Cesedin canlandigini sanan kadin korkudan öldü..Jake beraat etti..
• New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarpti. Adama birsey olmamisti.. Soförle konustu ve kalkacakken olayi gören biri yanina gelerek,kalkmazsa sigortadan para alabilecegini soyleyince yeniden aracin önüne yatti. Araç sürücüsü ise adamin gittigini düsünerek gaza basti ve adam öldü...
• Bayan Carson Amerika'nin New York kentinde yasiyordu.. Birgün eglenmek için cenaze isleri yapan bir sirketle anlasti. Sirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldügünü söyledi . Aile hemen kostu. Bu sirada tabutun içinde yatan bayan Carson birden dogruluverdi. Ama kizi o anda kalp krizi geçirip öldü...
• Romollo Ribaldo issizdi. Pisa kentinde oturan 42 yasindaki bu Italyan birgün, tabanca ile intihar etmeye hazirlandi. Esi onu engellemek icin dil döktü.. Sonunda Romolo aglamaya basladi ve intihardan vazgeçip silahini yere firlatti. Ates alan tabancadan çikan mermi esine isabet etti ve esi öldü...
• Kansas Wichita'daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.
• Güney Afrika Johannesbur'da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.
• Bir şirket,çalışanlarının iş başında güvenli gözlük kullanmalarını teşvik etmek için özel bir film izletti.Kanlı iş kazalarını gösteren film o kadar canlıydı ki 25 kişi odadan kaçtı.13 işçi bayıldı.ve işçilerden biri sandalyeden düşerek kafasını yardı.
• Washington'da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.
• *Michigan lonia'da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.
• *Pennsylvania Radnor'da bir şüpheliyi sorguya çeken polis,şüphelinin kafasına metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasına bağlamıştı.Polisin Fotokopi makinasında şüphelinin yalanlarının yazdığını söylemesi inanan şüpheli suçunu itiraf etti.
İKİZİNİ ÖLDÜRDÜ -
Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesinedayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bubasit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.
MAYINLA FUTBOL -
Komboçya'da 2 asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca hayatlarını kaybetti. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun "en iyi mayın uzmanları" arasında yer almasıydı.
TÜKÜRÜK KURBANI -
ABD'nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü, büyük bir tencere şeklindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11. kattan düştü.
COLADAKİ ÇİVİ -
New Hempshere eyaletinde 10 yaşında bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi.
ÖLECEĞİ VARMIŞ -
Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı. Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. katta anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti.
• Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı... Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi... Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler...
• Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek satın aldı.Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini söyleyerek onları çöpe attılar. Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler.
• Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova", İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu.
• 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı. Çünkü atışı izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
• 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü.
• Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı.
• 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
• Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı.
1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu.
• 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.
• 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
|
Dünyayı Sarsan 50 Gerçek
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider'in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi'nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç. "50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor. "Yokoluş"a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek: 1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor. 2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. 3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip. 4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp. 5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla. 6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti. 7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip. 8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla. 9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9'unda ise cezası ölüm. 10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor. 11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor. 12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı. 13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor. 14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var. 15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor. 16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor. 17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor. 18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor. 19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor. 20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor. 21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı. 22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla. 23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor. 24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar. 25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor. 26- 150'den fazla ülkede işkence var. 27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor. 28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33. 29- Dünyanın üçte biri savaş halinde. 30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir. 31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. 32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı. 33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor. 34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS. 35- Her yıl 10 dil ölüyor. 36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla. 37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor. 38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var. 39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor. 40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor. 41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı. 42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor. 43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor. 44- Dünyada 27 milyon köle var. 45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor. 46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor. 47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor. 48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor. 49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var. 50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Dünyayı şaşırtan ''ağaç adam''...
Genç yaşında dizinin kesilmesi sonucunda vücudunda çıkan siğiller yüzünden el ve ayaklarında tıpkı ağaç kökü gibi uzantılar oluşmaya başlayan yoksul bir Endonezyalı, kendisine ölüme götüreceğini sandığı bu hastalığa karşı bir Amerikalı profesörden yardım alacak. Şu an 35 yaşında olan ve hastalığından ötürü 'Ağaç Adam' olarak da anılan 'Dede' isimli balıkçı, 15 yaşında dizinden yara aldıktan sonra, uzmanların sadece milyonda 1 rastlanabileceğini söylediği bir hastalığa yakalandı. Ancak normalde sık rastlanan 'insan papilloma virüsü' (HPV) adlı enfeksiyon, Dede'yi çok farklı bir şekilde etkiledi. 'Ağaç Adam' Dede ve güçlükle yetiştirmeye çalıştığı kızı...
Siğil oluşumuna neden olan bu hastalık Dede'nin vücudunda bir türlü durmak bilmedi. Siğillerin bir türlü iyileşmemesinin ve adamın ellerinde, ayaklarında ağaç kökü benzeri oluşumlar çıkmaya başlamasının sebebi ise Dede'nin bünyesindeki çok nadir görülen bir genetik hatadan kaynaklanıyordu. Bu hata nedeniyle adamın bağışıklık sistemi bir türlü hastalığın üstesinden gelemiyordu. ÖNCE İŞİNDEN SONRA EŞİNDEN OLDU
El ve ayaklarını kullanamadığı için artık iş göremez hale gelen çaresiz adam önce işinden sonra da eşinden oldu. Kendisini terk eden karısı, 2 genç çocuğunu da geride bırakıp kaçtı. Bir yandan yoksulluk, bir yandan da bölgedeki doktorların bu hastalığa bir çare bulamaması nedeniyle büyük sıkıntıya düşen Dede, vücuttaki bozukluklar meraklı kişilere teşhir edilerek para kazanılan 'ucube gösterileriyle' geçimini sağlamaya başladı. Vücudunda 'kökler' oluşan adam, 'ucube şovlarına' çıkarak geçimini sağlıyor. Her an bu hastalık yüzünden ölebileceğini düşünen adama en sonunda ABD'deki Maryland Üniversitesi'nden Profesör Anthony Gaspari yardım elini uzattı. Perşembe akşamı belgesel kanalı Discovery Channel'da da gösterilecek olan bir girişimle, Prof. Gaspari Endonezya'ya gitti ve Dede'yi buldu. Hastalığına tanı koyan profesör, bunun çaresinin sentetik A Vitamini'nde olduğunu söyledi. 6 AY İÇİNDE İYİLEŞMEYE BAŞLAYACAK
Her gün A Vitamini tedavisiyle 6 ay içinde siğil oluşumunun durabileceğini ve daha sonra fazlalıkların kesilmesi için el ve ayaklara yapılacak tedaviyle Dede'nin bu uzuvlarını kullanabilecek hale gelebileceğini kaydeden uzman, gerekirse tedavi için Dede'yi ABD'ye götürebileceğini de söyledi. Şimdi kurtulma ümidiyle Dede'nin yüzü gülerken, Profesör Gaspari, "Bütün kariyerim boyunca böyle bir hastalıkla karşılaşmamıştım" dedi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
***S i h i r l i K ü r e***
Şimdi size değerli bir abimin göndermiş olduğu e-postayı paylaşacağım. Çok ilginç bir olay ve sizde şimdi bu ilginç olayın canlı tanığı olacaksınız. Biri sana dese "...sihirli küre, inasanın aklını okuyor, ne düşündüğünü biliyor." dese herhalde hiç birimiz ciddiye almayız. Ama gerçekten bu sihirli küre düşüncelerini okuyor. "Nasıl yani?!" der gibi bir ses duydum sanki. şöyle ki; şimdi siz 1 ila 99 arasında bir sayı tutunuz. Tutuğunuz sayının birler ve onlar basamağındaki rakamların sayısal değerlerini bir biri ile toplayınız. İlk başta tutmuş olduğunuz sayıdan en son bu sayı oluşturan rakamları toplayarak elde etmiş olduğunuz sayıyı çıkrınız. Evet şimdi, elde ettiğiniz sayının yanında bir sembol göreceksiniz bu sembollü aklınızda tutuyorsunuz.
(Sihirli Küre için resime tıkla)
Sol taraftaki sihirli küreye tıklıyorsunuz. Ne oldu aklındaki semboll değil mi?
(Sihirli Küre için resime tıkla)
(Örnek: İlk tutuğumuz sayı 25 olsun, şimdi bu sayıyı oluşturan rakamları toplayalım 2+5=7 elde ettiğimiz bu sayıyı en başta ki sayıdan çıkaralım 25-7=18. Şimdi elimizde 18 sayısı var bu durumda 18in aynındaki sembole bakıyoruz ☼ bu sembol var (her seferinde semboler değişiyor.) Şimdi sihirli küreye tıklıyoruz ve da da dam...)
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
TİMSAHLAR İNSANLARI BÖYLE YEDİ.
(!) Şiddet İçeren Görüntüler Vardır. (!)
TİMSAHLARIN YARATTIĞI VAHŞETLERDEN BAZILARI FOTOĞRAFLANMIŞ. YUKARIDAKİ FOTOĞRAFTA BİR TİMSAHIN DEŞİLEN KARNINDAKİ İNSANI GÖRÜYORUZ.OLAY 1998’DE OLMUŞ. FLORİDA PALM BEACH’TE BİR AMERİKAN TİMSAHI GOLF KURSUNA SALDIRARAK BİR GOLFÇÜYÜ İŞTE BÖYLE YEMİŞ.
BU FOTOĞRAFTA BİR TUZLU SU
TİMSAHININ SUMATRA KÖYÜNDEKİ “TERÖRİZMİ”Nİ GÖRÜYORUZ. 14. KİŞİYE YEMEDEN ÖNCE VURULAN TİMSAHIN KARNINDAN DAHA ÖNCE YEDİĞİ 13 İNSANA AİT PARÇALAR ÇIKTI
1966’DA ETYOPYA’NIN GAMBELLA ŞEHRİNDE BİR ASKERİN BACAĞI TİMSAHIN İÇİNDEN ÇIKARILDI. OLAY 22 NİSAN 1966’DA TİME DERGİSİNE HABER OLDU. HAYVAN ÖLDÜRÜLDÜKTEN SONRA ASKERİN ZORLA TANINAN KAFASI VE VÜCUDANDAN BAZI PARÇALAR DA MİDESİNDEN ÇIKARILDI.
37 YAŞINDAKİ TAYVANLI VETERİNER DE BİR TİMSAH KURBANI OLMUŞ.
VETERİNER CHANG PO YU KENDİNİ ISIRAN BU TİMSAHIN SAHİBİYDİ. ONA CHU CHU ADINI VERMİŞTİ.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
2007'nin En Komik Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu.
İzleyin ve gerçekten oscara layık olup olmadığın siz karar verin.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
Kedilerin en büyüğü Liger/ VİDEO
Aslan ve kaplanın çiftleştirilmesinde ortaya bu farklı görünümü ile devasa canlı çıktı:Liger. Bu canlının büyümesi, ölünceye kadar da devam ediyor.
|
|
|
|
|
|
Temelde kedi neye benzer? Daha mı büyük olmalı daha mı iyi olmalı? İşte bu 'Simbad'. Aslan değil kaplan değil ama kaplan (liger) ve 410 kg ağırlığında. Normal bir kediden 100 kat büyük ve aslan veya kaplandan 2 kat daha geniş.
Liger,aslanla kaplanın çiftleşmesinden ortaya çıkan yavruya verilen isim. Bu isim ingilizce Aslan (lion) ve kaplan (tiger) kelimeleri birleştirilerek türetilmiştir. Bu melez yaratık doğada büyük kediler familyasının en dev üyelerinden biri olarak yer almaktadır. Ortalama bir erkek aslan 250, bir erkek kaplan 300 kilogram olarak yaşamlarını sürdürürken, aslan baba ile kaplan anneden doğan bu melez yaratıkların vücudunda büyümeyi durdurucu bir şey bulunmaz ve ölene kadar büyüyüp serpilebilme yetenekleri vardır.
Sibirya Kaplanı'nın iki katı büyüklüğüne erişebilirler. Genellikle hayvanlar dünyasindaki melez canlıların kısır olmasına karşılık, ligerler az rastlansa da üretkendirler. Hem kaplan gibi çizgileri hem de aslanlardan aldıkları noktaları vardır. Ayakta durduklarında 4 metre kadar olabilirler. Ligerler kaza eseri oluşan durumlar sonucu ortaya çıkmışlardır.
Normal şartlar altında aslanların ana vatanının Afrika, kaplanlarınkinin ise Asya olduğunu düşünürsek zaten ligerların hayata gelmeleri imkansız gibi görünüyor. Fakat 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana bu hayvanların doğal bulundukları yerlerden ayırılıp hayvanat bahçeleri ya da sirkler gibi merkezlerde bir arada tutulmalarının sonucunda Ligerler dünyaya gelmişlerdir.
ERKEK ASLAN VE DİŞİ KAPLAN ÇİFTLEŞTİRİLDİ
Doktor Bagaman Anthony, doğduğundan beri onu büyütüyor. Erkek aslan ve dişi kaplanın çiftleştirilmesi sonucunda doğdu. Sonuçta ikisinden de kat kat büyük olan 'kaplan' (liger) ortaya çıktı. Kemikleri diğer ikisinden yüzde 40 daha büyük. Bilimadamları halen neden anne babasından bu kadar büyük olabildiğini anlamaya calışıyorlar.
videosunu izlemek için tıklayınız...
>>>TIKLA İZLE<<< | Kaynak:Haber7
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHİRLERİ “MONOPOLY DÜNYA ŞEHİRLERİ” OYUNUNDA YER ALMAK İÇİN SAVAŞIYOR!
İstanbul için her gün 1 oy!
Tüm dünyada aynı anda satışa sunulacak “Monopoly Dünya Şehirleri” oyununda yer almaya aday 68 şehir arasında İstanbul da var!
Günlük 10 şehire oy verebilirsiniz ancak bir şehir içi günde sadece 1 kez oy verebilirsiniz ve ayrıca günde 1 kez de aday şehir gösterebilirsiniz. Bütün bunlar için ÜYE olmanız gerekmekte ve hiçbir ücret alınmamakta yalnızca sizin e-postanıza gönderilen aktivasyon e-postasına tıklayarak üyueliğinizi aktif hale getirmiş olacaksınız ve oyunuzu her gün kullanabilirsiniz. Arkadaşlar lütfen aday şehir gösterirken öne çıkan şehirlerimizi, yarışabilecek potansiyele sahip (İzmir,Ankara,Antalya vb. ama ben 1 tane gösterelim devamlı ve o kazansın derim. Expo 2008 için kamaoyunu meşgul eden İzmir'i gösterelim her defasında derim.) şehirlerimizi yazarsak yapmış olduğumuz aday teklifi boş yere gitmemiş olur.
Oy kullanmak için öncelikle üye olmalıyız bunu içi :
www.monopolyworldvote.com/tr tıklayınız.
En çok oy alan 20 şehiri görmek için :
www.monopolyworldvote.com/tr tıklayınız.
Seçeceginiz şehre oy verin… ve oylamaya her gün devam edin!
Bu çok özel Monopoly’de yer alacak 22 şehir www.monopoly.com adrtesi üzerinden yapılan oylama ile belirleniyor. 28 Şubat tarihinde sona erecek oylama sonunda İstanbul’u oyun alanındaki şehirlerden biri olarak görmek için tüm Türkiye her gün oylamaya katılmaya davet ediyorum! Ayrıca İzmir'i de aday göstermeyi unutmayınız.
En çok oy alan 20 şehir, Monopoly’nin yeni versiyonu için seçilen ilk şehirler olma hakkını kazanırken oyuna dahil olacak son 2 şehir ise farklı bir oylama ile belirlenecek. Bu son iki yer için dünyadaki tüm şehirleri aday göstermek mümkün olacak, yani İzmir veya Antalya’nın en az İstanbul kadar şansı olabilecek.
En çok aday gösterilen 20 şehir için oylama 29 Şubat 2008 tarihinde başlayacaktır.
|
Rank
|
City
|
Rank
|
City
|
|
Rank
|
City
|
Rank
|
City
|
|
#1
|
Gdynia, Poland
|
#11
|
Auckland, New Zealand
|
|
#2
|
Taipei, Taiwan
|
#12
|
Bern, Switzerland
|
|
#3
|
Quebec, Canada
|
#13
|
Montcul, France
|
|
#4
|
Lvyv, Ukraine
|
#14
|
Chennai, India
|
|
#5
|
Winnipeg, Canada
|
#15
|
Cork, Ireland
|
|
#6
|
İzmir, Turkey
|
#16
|
San Francisco, United States
|
|
#7
|
Szczecin, Poland
|
#17
|
Tamworth, Australia
|
|
#8
|
Novi Sad, Serbia
|
#18
|
Brisbane, Australia
|
|
#9
|
Volendam, Netherlands
|
#19
|
Adelaide, Australia
|
|
#10
|
Johannesburg, South Africa
|
#20
|
Hamburg, Germany |
“Monopoly Dünya Şehirleri”nde yer almak üzere en çok önerilen 20 joker şehir arasında 29 Şubaşlayıp 9 Mart’ta sona erecek yeni bir oylama yapılacak. Bu oylama sonucunda oyuna dahil olacak şubat’ta son 2 şehir de belirlenmiş olacak.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| <
 TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok edecektir. KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktır. AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün çapak yok olsun. PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı cıvatayı uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek ve çıkacaktır. ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın, Deterjanı ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-cola yağ lekelerinin yok olmasına yardım edecektir.
Ayrıca ; Araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılmasıen iyi madde COCA COLA + PEPSI ''dir.
Peki nedir bu Cola''nin bu kadar etkileyici temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi?
Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri 3.4 tur. Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir. Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur. Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz. Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için uğraştığımız KARBONDİOKSİT...! 2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim daha fazla Coca-Cola içecek",diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu. Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola''in iine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde büyükoranda erir. Halbuki dişler ve kemikler ölümden sonra bile en fazla dayanabilen organlarımızdır ...
|
|
|
|
|
|
|