Profil von MeksıtTürkiye'nin En Farklı Sp...BlogListenGästebuch Extras Hilfe

Türkiye'nin En Farklı Spacesindesin.

Eyleme gönül yalnızlığına beni terk...

Google Arama Motoru

Laden...
 Diğer Arama Motorları

Hava Durumu

Laden...
Listen
Ücretsiz Birçok Programı İndirebilirsiniz!

Günün Sözü

Laden...
Orjinal Fıkralar
 
[web sitemiz][e-mail:]
inan.kardesler@hotmail.com

Süper Teklif

Kazanmak Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı!

Süper Teklife üye ol sende kazanmaya başla!

 
Ücret ödemenden bağış >>

İlk Yardım öğrenmek için tıklayınız...

 

İNTERNETTEN PARA KAZANMAK İÇİN TIKLA!

Laden...

HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRAN ŞEYLER

<

HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRAN ŞEYLER 1-Kahvenin yanına bisküvi isteyenlere:
2-Sıcak sıcak mısır yemek için, mısır tutacağı:
3-İşyerinde başkaları kullanmasın diye delikli, kilitli bardak:
4-Poşeti tam istediğiniz kadar suda tutan saat ayarlı penguen:
5-Ekmek yanmasın diye içi görünen ekmek kızartıcı:
6-Ellerinize bulaşmasın diye tereyağı kesici: 7-Uzaktan kumanda kaybetmeye son! Kooocaman ve karanlıkta ışıldayan, tüm aletleri çalıştıran tek bir kumanda:
8-Kursunuzu, toplantınızı kaçırmayın... "Bugün günlerden ne?" sorusuna cevap veren saat:
9-Düz bir çizgi halinde kesmek için lazerli makas:
10-Tuvalet kapağını açıp kapatmak için pedal:
11-Gece uykusundan uyananlar için ışıklı terlik: 12-Bebekler rahat uyusun diye, bir anne elinin ebat ve ağırlığında, dokunma hissi verecek şekilde tasarlanmış yastıklar:
13-Yabancı ülkelerde kaybolmaya son! Bu tşörtü giyip o an istediğiniz şeyi tşörtte parmağınızla gösterip sonra da ortadaki soru işaretine işaret edin:
14-Garsonlara müjde! Tepsi düşürmeye son!
15-Güneş mi gölge mi istersiniz? El arabası gibi kolayca taşınan bank.

 

 

Bu mesajı başkalarına göndermeyin !

<

Bu mesajı başkalarına göndermeyin ! 

 Zengin ve fakir ülkeler arasındaki farkın sebebi ne yaş, ne doğal kaynaklar, ne de yöneticilerdir... Peki o zaman aradaki fark nereden gelmektedir?

İşte sizi yeniden oturup düşünmeye sevk edecek cevap...

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

 

 

Bu ülkeye bir ‘özür borcunuz' var!

Bu ülkeye bir ‘özür borcunuz' var!


Önder Sav'ın 'dinleniyorum' iddiasıyla gelişen süreç gerçek bir skandalla sonuçlandı. Peki şimdi ne olacak? Bu ülkeye korku dolu buhranlı günler yaşatanlar ne yapacak?

Yıllarca kıyısından köşesinden yakalamaya çalıştığımız istikrarın sürekliliğini sekteye uğratan, siyasi ve etnik kutuplaşmaları tırmandıran, halkın sosyal yapısıyla oynayan gerginliklere bir yenisi daha eklendi…

CHP’nin, genel merkez binasının Devletin ‘resmi gücü’ ile dinlendiğini ortaya atması ile başlayan süreç, Hz. Muhammed için kullandığı alay dolu cümlelerden sonra ortadan kaybolan Önder Sav’ın cep telefonunu açık bırakmasını belgelenmesi ile sonlandı…

Dinlendiğini iddia ederek, vücutlarına sonradan eklenen bir organ gibi yanlarından ayırmadıkları cep telefonlarından korkar hale gelen insanların üç gününü zehir eden, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dinlendiğini iddia ederek İslam aleminin en kutsal şahsına hakaret eden sözlerini örtbas etmeye çalışan Önder Sav ve beraberindeki bir çok CHP’li üst düzey yönetici başta olmak üzere, sonu teknolojik bilinçsizlikle sonlanan bu olayda AK Parti Hükümeti’ni, bu ülkenin sokaktaki güven kaynağı olan emniyet güçlerini suçlayan, MHP, DSP’nin yöneticileri ve ayrıca bu olayla birlikte hükümeti tefe koymaya soyunan Medya kuruluşları ve bazı yazarların, bu ülkeye BİR ÖZÜR BORCU var…

Neden mi?

Dinleme skandalı ile korkutup canını sıktığınız, demokratik hakkının en temel güvencesi olan oyunu verdiği partiden şüphe duydurttuğunuz, en yakınındaki sadık dostundan bile şüphelendirten ‘paranoyak fikirlerinizi’ empoze ettiğiniz bu halkın üç gününü, demeçlerinizle, yazılarınızla, haberlerinizle ve görmediklerinizle resmen katlettiniz…

Üç gün önce ağızlardan çıkan laflardan, çekilen kalemlerden kin nefret dolu sözler duyup okuyan bu halka, özür dolu sözler söyleyip okutmak için gereken 'erdemliliği' göstermek bu “skandala” imza atan herkesin boyun borcudur… 

Yayın hayatına başladığı tarihten beri, gerçek ve doğru habercilikten hiç bir zaman ödün vermeyen, halktan aldığı destek ile Türkiye'nin en çok okunan İnternet haber portalı sıfatına taşıyan Haber7.com olarak, aşağıda isimleri ve demeçleri yer alan kişileri resmen afişe ediyor ve biz bu kişilerden halk adına, halktan özür dilemesini istiyoruz...

Türkiye bu isimlerden özür bekliyor;

CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlendiği iddiasını değerlendirerek, ''Bir ortam dinlemesi olayıyla karşı karşıyayız. Watergate olayı, yıllar sonra Türkiye'de pervasızca tekrarlanmaktadır'' diyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’dan,

Meczup dediği Vakit yazarı Serdar Arseven’in, "Önder Sav’ı cep telefonundan aradık... Bizimle konuşmak istemiyordu... Bu yüzden yanlışlıkla ’no’ tuşuna değil de ’yes’ tuşuna bastı... Biz de odada yaptığı konuşmayı dinledik." sözleri için; “Ne diyelim? Yuh artık! Zekaya hakaret olur da bu kadar olur...” yorumunu yapan Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’dan,

AK Parti’nin gayri meşru yollarla toplumu ve devleti kuşattığını belirterek, “Dinleme vahim boyutlara ulaştı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,

Medya içinde kendisini “Amiral Gemisi” mertebesine yerleştirerek güven vermeye çalışan fakat dinleme olayında, “Kim dinledi kim sızdırdı” manşeti ile CHP lideri Deniz Baykal’ı adeta harekete geçiren Hürriyet  Gazetesi'nden,

AK Parti Hükümeti için, “Önemli yargıçların, siyasetçilerin telefonlarını dinleme gibi, ucuz ama diktatöryal bir duruşu da ortaya koyuyorlar.” diyen DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den,

Bağlı bulunan tüm medya kuruluşlarının Önder Sav’ın Hz. Muhammed’e sarf ettiği çirkin sözleri görmezden gelen ama telekulak skandalına ön ayak olup bu ülkenin mutlu mesut günlerine neşter vuran medya devi Aydın Doğan’dan,

Deniz Baykal’ın dinleme ile ilgili iddialarına ve hükümete yönelik eleştirilerine yer vererek “Korku diktatörlüğü” manşetini kullanan Cumhuriyet Gazetesi’nden,

“Herkesin aklına düşen soru: Ben de mi dinleniyorum?” diyerek halkı açıkça korku tedirginliğe sevk eden “Basında Güven” sloganını sık sık çiğneyen Milliyet Gazetesi’nden,

Hz. Peygamber hakkında çirkin sözler sarf ettikten sonra hiç birşey olmamış gibi ortaya çıkıp, "Beni dinlediler" iddiasını ortaya atan ve 'Vakit’in ‘telefonunu açık bırakt’ı haberine, “Tanımadığım numarayı açmam” diye yanıt vererek skandal iddiasının ve çirkin sözlerinin arkasında duran CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan,

Yazısında, “Toplumumuz, bir türlü kontrol altına alınamayan bu keyfi dinleme terörü altında inlemeye başladı. İnsanların psikolojisi bozuldu. Diyeceğim, bu bütün Türkiye’nin ortak sorunu. Ama herkesten önce iktidarın sorunu.” Yorumunu yapan Amiral Gemisi’nin kaptanı Ertuğrul Özkök’ten,

"AKP, hakkımda ne yaparsanız ensenizdeyiz mesajı veriyor. Devletin teknolojik gücü siyasi güç olarak kullanılıyor” yorumunu yapan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’dan,

“Konuşma metninin ideolojik tavrı ve aşırılığı bilinen Vakit gazetesine sızdırılmış olması da ister istemez “dinci bağlantı” şüphesini akla getiriyor: Bu kanunsuz dinlemeyi güvenlik güçleri içindeki “dinci” elemanlar mı yaptı?” yorumunu yapan Milliyet’in muhafazakar yazarı Taha Akyol’dan,

F-Tipi kulak tartışması” manşetini atarak Vakit’in üç gündür sessiz olduğunu iddia eden Akşam Gazetesi’nden,

Türkiye’de tüm gelişmeleri hemen sayfalarına taşıyan, Sav’ın iddialarını yalanlayan Vakit için “Komik savunma” yorumunu yapıp, Türk Telekom’dan gelen belgeyi görmezden gelen Fatih Çekirge’nin emir komutasındaki Hurriyet.com.tr’den ;

Başından geçen bir hadiseyi anlatıp, “Ne olur herkese "dinleme yok" deyin de bana demeyin!...” diyen Kanal D haberin sunucusu Mehmet Ali Birand’dan,

Önder Sav’ın Bolu eski valisi ile makamında yaptığı görüşmenin Vakit Gazetesi’nde yayınlanmasından 3 gün sonra, Ak Parti Hükümeti’nin ve devletin güvenlik güçlerinin de desteği ile CHP Genel Merkezi’ni dinlediğini söyleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan,

Olaylarla ilgili ayrıntıları kamuoyu ile paylaşan Vakit’i haber yapan, Zaman, Bugün ve Yeni Şafak için “Yandaş basından komik savunma” diye haber yapan Vatan Gazetesi’nden,

“Herkes büyük bir korku paranoyası içinde… Ülkenin böyle bir korku iklimine sürüklenmesinin sorumlusu hükümettir." diyen Hürriyet yazarı Tufan Türenç'den,

Vakit'in haberinden yola çıkarak, Önder Sav’ın dinlendiğini ima eden haberlere imza atan, fakat olayın yalan çıktığının anlaşmasından sonra konuyla ilgili hiçbir habere yer vermeyip, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın AP’de söylediği sözlere yönelen Vatan Gazetesi’nin -zamanında reklam için Bakan Güneş Taner’in önünde diz çökmesi ile gündeme gelen- Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu’dan,

“Kimi dinlediler? CHP’yi. Kimi mahkemeye verdiler? CHP’yi. Mağdur kim? CHP. Sanık kim? CHP. Tanık? CHP.” diye ironi yaparak CHP’yi mağdur sandalyesine oturtan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den

''CHP Genel Merkezini ve Genel Sekreterini dinleme talimatını kim vermiştir? Dinlemeden sonra ortaya çıkan konuşma metnini, AKP'ye yakın medyaya kimler servis etmiştir?'' sorusunu soran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’ndan,

Son zamanlardaki demokrasi çıkışlı yazıları ile adından söz ettiren fakat dinleme fiyaskosu için, “Önce Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Osman Paksüt’ün, son olarak CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmeleri elbette skandaldır. Elbette özgürlüğün ihlalidir. Elbette suçtur. Elbette cezayı gerektirir. Bu suçu kim işledi? Devletin kendisi mi? Devlet içindeki odaklar mı? Çeteler mi?” yorumunu yapan Milliyet yazarı Hasan Cemal'den

“Anamuhalefet partisinin genel sekreterinin dinlenmesinin gerekçesi devletin güvenliği olamaz, eğer dinleniyorsa ortada siyasi bir niyet var demektir. Onun da mutlak surette yargıya intikal ettirilmesi gerekir.” Yorumu ile birlikte, “Biz de o kuşkuyu taşıyoruz!” diyen MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı’dan,  

“CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın odasında yaptığı özel görüşmenin kaydedilip Vakit gazetesinde yayımlanması, ‘yasalara meydan okuyan’ bir anlayışın sonuçları...” diye kesin ifadeler kullanan Hürriyet yazarı Melih Aşık'tan,

“CHP, Başbakan hakkında gensoru vermeye hazırlanıyor. Emniyet içindeki cemaatçi kadrolaşmanın yüksek teknoloji kullanarak CHP’yi izlediği ortada. AKP’nin kendi ‘derin devleti’ni oluşturduğunu savunan CHP bu örgütlenmenin üzerine gitmeye kararlı.” diyerek neredeyse bir skandala ortak olan Hürriyet yazarı Derya Sazak'tan,

“Dinleme skandalı buzdağının sadece tepesidir. Devlet içinde örgütlenmiş cemaate bağlı çete, tüm kritik kişi ve kurumları yıllardır dinlemektedir.” diyerek insanları töhmet altında bırakan Akşam yazarı Serdar Akinan’dan,

Sav'ın özel görüşmesinin içeriğini yayınlayan Vakit yazarı Serdar Arseven’in,''Kendilerine bu konuşma bandının servis edildiğini'' yazmasını mantıksız bulup, görüşmeyi kimin servis ettiğini sorup, ''Bu, Türkiye'de demokrasi skandalı, rezaletidir. Utanç duyulacak bir tablodur'' diye yorum yapan CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay’dan,
temsil ettikleri mevki ve makamın 'hakkına' yakışır bir şekilde, bir kereye mahsus da olsa büyüklük ve cesaret örneği gösterip "ÖZÜR" dilemeleri bekleniyor...

Not: .............................................................................................................
Adını buraya yazmayı unuttuğumuzu fark edip yukarıda yer alan kişilerle aynı düşüncede olanlar da noktalı yere görüşlerini ekleme erdemliliğini gösterip özürlerini beyan edebilirler...

Anasayfa için tıklayınız.

=============================================

O cesareti gösterecekler mi(?!) merakla bekliyorum...  

Not: Taraf gazetesi gerçekler ortaya çıkınca kendilerinin yanlış yapatığını     kabul etti ve bu tutumundan dolayı kendilerini tabrik ediyorum...

Arama Motorlarına Site Ekle




 

Siteni Ünlü Arama Motorlarına Ekle 
 
En ünlü arama motorlarınıza sitenizi ekleyiniz ve böylece ziyaretçi sayınızda gözle görülür bir artışı fark edeceksiniz. Tabi bunlara sitenizi eklerken anahtra kelimelerin sizinle ilgili kısımını biraz geniş tutunuz böylece armaların sonuçlarında sitenizin çıkma şansı daha da artmış olacaktır. En yaygın olan  arama motorlarını buraya yerleştirdim ve ilerleyen günlerde yenilerini ekleyeceğim sizinde paylşamak istediğiniz arama motorlarını >>>buraya<<<  yazarsanız daha kapsamlı bir arama motoru listesi çıkarmış oluruz...
 Arkadaşlar bazı arama motorlarının direk linkle site eklemesi yapmak yerine önnce kayıt olmanız gerekiyor bir hesabınız olduktan sonra o arama motorunda sayfanız görüntülenecektir dikkat ediniz bazılarını şartlarını okurken dogru bilgileri veriniz siteyle ilgili olanlar tabi ki....
# Uluslararası Yabancı Arama Motorları #
Siteni google arama motoruna ekle
siteni google arama motoruna ekle 
Siteni msn arama motoruna ekle
 siteni msn arama motoruna ekle
Siteni yahoo arama motoruna ekle
siteni yahoo arama motoruna ekle
Siteni lycos arama motoruna ekle
siteni lycos arama motoruna ekle
Siteni alexa arama motoruna ekle
siteni alexa arama motoruna ekle
Siteni go arama motoruna ekle
siteni go arama motoruna ekle
Siteni altavista arama motoruna ekle
siteni altavista arama motoruna ekle
Siteni excite arama motoruna ekle
siteni excite arama motoruna ekle
Siteni hotbot arama motoruna ekle
siteni hotbot arama motoruna ekle
Siteni snap arama motoruna ekle
siteni snap arama motoruna ekle
Siteni infoseek arama motoruna ekle
siteni infoseek arama motoruna ekle
Siteni megacrawler arama motoruna ekle
siteni megacrawler arama motoruna ekle
Siteni webcrawler arama motoruna ekle
siteni webcrawler arama motoruna ekle
Siteni StarTingPoinT arama motoruna ekle
siteni stpt arama motoruna ekle
Siteni ask arama motoruna ekle

siteni ask arama motoruna ekle
Siteni thenet1 arama motoruna ekle
siteni thenet1 arama motoruna ekle
Siteni all the web arama motoruna ekle
siteni alltheweb arama motoruna ekle
Siteni ebaya arama motoruna ekle ekle
Siteni wikipedia arama motoruna ekle
siteni wikipedia arama motoruna ekle
# Türk Arama Motorları #
Tıklayınız
Önerilerinizi Bekliyoruz...
Anahtar kelimeler:site ekle kayıt arma motoru hit yükselt arama sonuçlarında siten gözüksün görünsün site bul ara add search site koy add to serch your site düyanın en çok tıklanan arama motorları türk arama motorları arama da sende ol bende oluyum aramada görüntülen en popüler arama motorları dev arama site web www world wide web arama motorları listesi türk arama motorları listesi en bilindik arama motorları dünya genelinde çapında ara arama motorları en iyi arama motorları

 



     





Bir Türk Yılada Kaç Kitap Okur?!

<

Bir Türk Yılada Kaç Kitap Okur?!

Bağımsız Eğitimciler Sendikasından (BES) yapılan yazılı açıklamada, sendikanın AR-GE biriminin “Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı” adlı bir rapor hazırladığı belirtildi.

Rapora göre, Türkiye'de okunan kitaplar, genellikle “siyaset, aşk, cinsellik” konularını işliyor. Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat vakit ayırıyor.

Türkiye, kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya'da toplumun % 14'ü, Amerika'da yüzde 12'si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca on binde 1 kişi kitap okuyor.

 

Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 71 milyon nüfuslu Türkiye'de bu rakam 2-3 bin civarında kalıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'nda kitap okuma sıralamasında, Türkiye 86. sırada yer alıyor.

Bir Japon bir yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, bir Fransız 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. Türkiye'de, okuma alışkanlığına sahip 70 bin kişi bulunuyor.

Rapora göre, Türkiye'de bir kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210, İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor. Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla.

Birleşmiş Milletlerin yaptırdığı bir araştırmaya göre, kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçikalı ve Avustralyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye'de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.

ABD'de yılda 72 bin kitap basılırken, Rusya'da 58 bin, Japonya'da 42 bin, Fransa'da 27 bin, Türkiye'de ise 7 bin kitap basılıyor. Türkiye'de dergi okuma oranı ise yüzde 4 olarak belirlendi.

İngiltere'de ortalama bir gazete olan günlük The Sun gazetesi Türkiye'deki gazetelerin toplam tirajı kadar satıyor. Türkiye'deki gazete okurlarının yüzde 85'i yalnızca spor ve magazin sayfalarını okuyor.

Türkiye'de bin 412 kütüphane olmasına rağmen, sadece 400'üsi uluslar arası kütüphane standartlarını taşıyor. Kütüphanelerdeki kitap sayısı 12 milyon 221 bin 192, kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 254 bin 7 ve satın alınan kitap sayısı ise 13 bin 862.

“Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı” isimli çalışmaya göre, Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor. Türkiye'de öğrencilerin sadece yüzde 19'u, 25'ten fazla kitaba sahip.

Türkiye'de en çok basılan yerli kitaplar Keloğlan masalları, Nasrettin Hoca fıkraları, cinsel içerikli kitaplar, Karadeniz fıkraları ve dini bilgiler ilmihal kitapları, en çok basılan yabancı kitaplar ise La Fontaine fablları, Ezop masalları, Andersen masalları, Çocuk Kalbi ve cinsel konulu kitaplar oluyor.

BES AR-GE UZMANLARININ AİLELERE ÖNERİLERİ

Açıklamaya göre, BES AR-GE uzmanları ailelere, çocuklarının kitap okuma alışkanlığının kazanılması için önerilerde de bulundu.

Çocuklara, bebeklik çağından itibaren kitap okunmasını ve önemli günlerde kitap hediye edilmesini öneren uzmanlar, çocukların, okuduğu ve aileleriyle paylaştığı her kitap için onu ödüllendirilmesi gerektiğini belirttiler. Kitap okuma alışkanlığının çocukların bilinçsel ve dil gelişiminde oldukça önemli olduğunu vurgulayan AR-GE uzmanları, öğrencilerin de kitap okumadığını hatta ders kitaplarını dahi okumadıklarını kaydettiler.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Başkanı Gürkan Avcı da 1980 sonrası güdülen politikalarla kitap okumanın kamuoyuna zararlı diye tanıtıldığını ileri sürdü. Özellikle de okuyan ve düşünen kişilerin bu süreçte “hain” ve “zararlı kişi” olarak kamuoyuna yansıtıldıklarını savunan Avcı, şunları kaydetti:

“1950'li yıllardan sonra ABD ve AB uzmanlarının yön vermeye başladığı milli eğitim politikaları yüzünden eleştiri yapamayan, sistemin bir parçası olmaya çalışan ve popüler kültüre göre şekillenen bir gençlik yaratıldı. Kitap, gazete okuma alışkanlığı kazanamamış toplum da yöneticilerini sorgulamadığı gibi iyi yöneticileri ve kaliteli politikacıları seçme konusunda da istekli davranamıyor.

 

 

 

Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel




<

Dünyanın En Entellektüel 100 Kişisi Arasında 2 Türk'te Var ve İlk 20 İçin Kıyasıya Yarışıyorlar

Uluslararası ilişkiler alanında dünyanın en saygın dergilerinden biri olan Foreign Policy, 'yaşayan en büyük 100 entelektüel' listesini açıkladı. Zirveye çıkan isimler arasında iki Türk'te var....


Titiz bir çalışmanın ardından belirlenen listede İtalyan yazar Umberto Eco, Amerikalı aydın Noam Chomsky, Alman filozof Jürgen Habermas, gazeteci Fareed Zakaria, iktisatçı Muhammed Yunus ve tarihçi Bernard Lewis gibi ünlü isimler yer alıyor. Adayları seçerken kullandığı kriteri, "Alanlarında müstesna konuma sahip olup, kendi ülkelerinin sınırlarını aşarak daha geniş alanda tartışmayı etkileme kabiliyeti göstermek." şeklinde özetleyen dergi, sıralamayı ise okurlara yaptıracak. Bunun için internet sitesinde bir anket başlatıldı. www.foreignpolicy.com adresini ziyaret edenler, 100 entelektüel arasından tercih ettikleri 5 kişiye oy verebiliyor.

Foreign Policy, yaşayan en büyük 100 entelektüeli İngiltere'de çıkan Prospect dergisi ile ortaklaşa belirledi. Derginin hazırladığı entelektüeller listesinin dini liderler kategorisinde Fethullah Gülen'in yanı sıra Papa 16. Benedict, İslam âlimi Tarık Ramazan ve Yusuf El Kardavi bulunuyo.r.

 

 

Listede yer alan 2 çevreci, 4 din adamı, 6 aktivist, 6 tarihçi, 6 lider, 8 sanatçı ve roman yazarı, 8 gazeteci, 8 bilim adamı, 8 filozof, 11 ekonomist ve 17 siyaset bilimcisinden bazıları şunlar:

 "Sosyolog Slavoj Zizek, iktisatçı Muhammed Yunus, Nobel Barış ödüllü ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore, tarihçi Bernard Lewis, İngiliz yazar Christopher Hitchens, Çek devlet adamı Vaclav Havel, New York Times yazarı Thomas Friedman, siyasal bilimci Francis Fukuyama, Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı General David Petraeus, Nobel Barış ödülü sahibi İranlı aktivist Şirin Ebadi ve Rus satranççı Garry Kasparov." Derginin editörleri, listeyi ortaya çıkarırken kullandıkları kriterleri de şöyle açıklıyor: "Bu listedeki bay ve bayanlar dünyadaki en girift düşünürlerden bazıları olmakla beraber, listeyi hazırlarken kullandığımız kriterler bundan daha basit olmazdı: Adaylar yaşıyor ve halen kamusal hayatta faaliyet gösteriyor olmalı. Alanlarında müstesna konuma sahip olup, aynı zamanda kendi ülkelerinin de sınırlarını sıkça aşarak daha geniş alanda tartışmayı etkileme kabiliyeti göstermeli." Listenin üçte ikisini Amerikalı ve Avrupalı entelektüeller oluşturuyor. Türkiye'nin de içinde değerlendirildiği Ortadoğu'dan 11 isim yer alıyor. 100 entelektüel isim arasından ilk 20'yi belirlemek için bir anket de düzenleyen derginin oylamasına ve ayrıntılı olarak listedeki diğer isimlere www.foreignpolicy.com adresinden ulaşılabiliyor.

Kaynak:zaman   


anahtar kelime:

entelektüel oy kulan oy ver 100 gülen  pamuk  fetullah fetulah  orahn türkiye ...                        katıl oyla oy kullan kulan  seç seçim  dünya  100 entellektüel  isme oy ver kullan  100 entelektüell  oylaması  entellektüel adaylar entelektüel adaylar adayları ara bul  oy kullan en entelektüel 100 yüz  oy kullan oy ver

 

 



   



Dünyanın En Genç Profesörü

<

Dünyanın En Genç Profesörü
8 aylıkken okumaya başlayan, 10 yaşında üniversiteden mezun olan, 14 yaşında doktorasını bitiren Alia Sabur, şu an 19 yaşında ve Güney Kore’de profesör sıfatıyla ders vermeye hazırlanıyor...

Okuma yazmaya başladığında 8 aylıktı... Yani bebeklerin daha yeni agu demeye başladığı dönemlerde...
1999 yılında, henüz 10 yaşındayken ABD’deki New York State Üniversitesi’nin Uygulamalı Matematik Bölümü’nden mezun oldu. 2003 yılında, yani daha 14 yaşındayken Drexel Üniversitesi Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Artık basında adı “dâhi kız” olarak anılmaya başlamıştı.



Klarnet ustası
İran asıllı ABD vatandaşı Alia Sabur, şimdi yeni bir rekora imza atıyor: Dünyanın en genç profesörü oluyor. Sabur, Güney Kore’nin Konkuk Üniversitesi’nde gelecek ay profesör sıfatıyla ders vermeye başlayacak. Böylece dünyada bu unvanı hak eden en genç kişi olacak.
“Dâhi kız” Sabur, aynı zamanda müzik ve spor tutkunu da... Ve bu tutkularında da çok başarılı. Öyle ki henüz 11 yaşındayken solo klarnetçi olarak bir senfoni orkestrasıyla beraber konser vermiş. Ayrıca tekvandoda da siyah kuşak sahibi. Sabur, “yapmak istediği her şey konusunda kendisini cesaretlendiren ve destek veren” ailesinin de başarısında büyük pay sahibi olduğunu söylüyor.
 


IQ testi onu aşıyor
Konkuk Üniversitesi yetkilileri, başarısının sırrını “merak” olarak açıklayan Sabur’un zekâsını ölçmek için IQ testinin yetersiz olduğunu söylüyor.
Sabur’un zekâsını yansıtacak bir kategori olmadığını belirten ‘meslektaşları’ onun önümüzdeki yıllarda çok önemli buluşlara imza atacağına inandıklarını anlatıyorlar.
Kaynak:haber.deuforum.com

 

 

İLGİNÇ SANATSAL ÇALIŞMA

İLGİNÇ SANATSAL ÇALIŞMA

Çok faklı düşünülmüş ilginç bir o kadar da farklı bir çalışma. Bu çalışmada sanatçılar çeşitli hayvanların bedenlerini kulanmışlar ve bu hayvanların kafalarının yerine ise kendi kafalarını koymuşlar ( Hayvanlar ölü değildir inşaalah diyeceğim ama pek umudum yok ne yazık ki...) Eğer bilgisyar veya maharetli fotoshopun ürünü sanmayın videodan izlemek isterseniz TIKLA
İnsan etkileniyor açıkcası ancak beni etkileyen fotoğraflardan çok düşünce...

Bu sanatsal çalışma 2008 deki yani bu yıl ki 15. Festival Internacional de Musica Avanzada Arte Multimedia de Barcelona kapsamında yapılmış sanatsal çalışmalardan yanızca biri...
Yorumlarınızı bekliyorum bu çalışma ile ilgili...

 

® Σ Ж Ł ۩ м

İnan Kardeşler

Dekorasyon-Emlak-İnşaat

İnan Kardeşler dekorasyon-emlak-inşaat 

İletisim

Semsettin Günaltay Cad. 209 / A KIRKKONAKLAR

Çankaya/ ANKARA

Tel - Fax : (0312) 495.93.98

Gsm : 0535.378.47.15 - 0532.365.99.60 - 0535.258.92.13

E-mail : inan.kardesler@hotmail.com

web sitemiz için tıklayınız...

İnan Kardeşler dekorasyon-emlak-inşaat

 

 

Google Earth teki gizli ve ilginc yerler

<

Google Earth teki gizli ve ilginc yerler

Dünyadaki sırlı yerlerin bir kısmı gerçekten etkileyici görüntüler.Ama insanında aklına gelmiyor değil bilgisayar işimi diye...

 

 

 

HAKAN'I ELEŞTİRİYORLAR "AMA"

 

HAKAN'I ELEŞTİRİYORLAR "AMA"

Hakan Şükür, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük futbol yıldızı. Türk futbolunun neredeyse tüm ilklerinin ahltında imzası var. Dünyada en tanınmış Türk vatandaşlarının başında geliyor.

Sahaya çıktığında hâlâ 20'li yaşlardakilere taş çıkartırcasına performans sergiliyor, ilerlemiş yaşına aldırmadan. Ama... İşte bu 'ama' yok mu Türkiye'nin başına en büyük belaları açan bu 'ama'... Sergen dünyanın en büyük yeteneği, ama... Hakan yaşayan bir efsane, ama... Parti kapatılmasına karşıyım, ama... Bu 'ama'lardan sonra gelen her cümle bir öncekini yerle yeksan eder.

Hakan Şükür'ün önceki gün Zaman'da çıkan demeçleri aynı gün bazı internet sitelerinden başlayarak gazetelere kadar öyle bir yayıldı ki dönüp ilk gün yayınladığımız haberi tekrar satır satır okuma ihtiyacı hissettim.


G.Saraylı taraftarlar, 2006 yılındaki Kutlu Doğum Haftası'nda tribünlere, 'Canlar sana feda olsun Ya Hz. Muhammed' pankartı asarak peygamberimize sevgisini göstermişti.

Ne diyordu Hakan Şükür: "Kutlu Doğum'a yakışır bir derbi olsun. Taraftarlar stada güllerle gelsin, hoşgörü elden bırakılmasın." Fair-play adına çok güzel bir çağrı. Neden Hakan bu açıklamayı yapmış; "Çünkü Hakan irticacıymış, Peygamber'in adını ağzına almış, dini futbola alet etmiş."

Taraftarlara sağduyu çağrısı yapanlar sadece bizim ülkemizde linç ediliyor. Zira dünyaca ünlü Brezilyalı yıldız Kaka her yıl gelirinin yüzde 10'unu kiliseye bağışlarken, dindarlığıyla tanınan F.Bahçeli Kezman futbolu bıraktıktan sonra keşiş olacağını söylerken, yine F.Bahçeli Alex her maç öncesi orta sahada neredeyse ayin yaparken dini futbola alet etmiyor da, Hakan Şükür, taraftarları tarihin en önemli derbisi öncesi hoşgörüye çağırırken mi ediyor?

Hakan'ı yerden yere vuranlar Türk toplumunun hassasiyetlerini umursamadıklarını da gözler önüne seriyor aslında. Kutlu Doğum Haftası bu ülkede yıllardan beri kutlanan, hoşgörü ve güzel ahlak çağrılarının kalben yapıldığı bir etkinlik. Pazar günü Türk futbol tarihinin en önemli derbilerinden birisi oynanacak.

Kazanan takım neredeyse şampiyon olacak. Durum böyleyken, ev sahibi takımın kaptanı tarafından yapılan fair-play ruhuna uygun, hoşgörü çağrısının çarpıtılması niye? Geçen sezon Ali Sami Yen'de oynanan ve tarihe 'su savaşları' olarak geçen GS-FB derbisi hâlâ hafızalardaki tazeliğini korurken, bir bardak suda bu fırtınanın kopartılması niye?

Aslında daha geçen yıl Ali Sami Yen başta olmak üzere tüm statlarda açılan, 'Canlar sana feda olsun, ya Hz. Muhammed' pankartı bile toplumun bu konudaki hassasiyetinin göstergesi. Birkaç gazete ve internet sitesinde, 'G.Saray'da Hakan Şükür krizi' başlığını okuyan da bir şey var zannedecek.


Real Madrid'li futbolcuların, Papa 2. Jean Paul'ü ziyaret etmesi İspanya'da kilise ile sporun bağları şeklinde değerlendirilmişti.

Ama krizi yaşayanlar ne yazık ki, değerlerine bağlı Türk halkı değil, sadece oturdukları sırça köşklerden halkı bir tek haber bültenlerinde gören medya elitleri.

Yalman'a kulak verelim

G.Saray camiasını Adnan Öksüz ve Fatih Altaylı'dan ibaret sananlar bir de duayen başkanlardan Alp Yalman'a kulak versinler. Hakan Şükür'ün açıklamalarına en anlamlı yorumu yapan Yalman'dı. Yalman, 'Hakan'ın sözlerini çarpıtanlar toplumu ayrıştıranlardır.' diyor ve ekliyordu: "Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine olumlu bir çağrı olarak gördüm. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı ve Hakan'ın niyeti de buydu. Centilmenlik çağrısı yadırganır mı?"


Kezman'ın, Hz. İsalı tişörtüne eleştiri gelmezken, Hakan Şükür'ün pet şişelerin havada uçuştuğu geçen yılki F.Bahçe maçını hatırlatıp centilmenlik çağrısı yapması farklı yorumlandı!

Hakan'ın açıklamalarına Fenerbahçe camiasının unutulmaz isimlerinden Cemil Turan da destek veriyordu: "Hakan, mücadelenin dostça geçmesini isteyen bir açıklama yapmış."

Tamamen iyi niyetle yapılmış hoşgörü davetinin çarpıtılması karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hakan Şükür'ün son açıklamaları da alkışlanacak cinsten: "Sözlerimin arkasındayım. Yaptığım, bir centilmenlik çağrısıdır, bunun başka yönlere çekilmesine bir anlam veremedim. Ne yapsaydım, taraftarları kışkırtacak mesajlar verip, derbiyi savaşa mı dönüştürseydim? Geçen yıl oynanan derbiyi hâlâ unutmadık. O maçtan sonra 5 maç ceza aldık."

Ne denir ki; Hakan Şükür'ün açıklamalarına aklıselim sahibi herkes imzasını atar. Futbolda yıllardır bitirilmeye çalışılan şiddeti Şükür'ün saf duygularla ve tamamen taraftarı hoşgörüye davet eden açıklamalarıyla önlemek mümkünken, bir bardak suda fırtına kopartanların iyi niyetinden nasıl emin olunur? Bu ülke, rakip takımın bayrağını yırtan spor yazarlarını ve rakibini yendikten sonra bayrağı orta sahaya diken antrenörleri unutmadı.

[NE DEDİLER?]

Mehmet Ali Şahin (Adalet Bakanı): Söyledikleri, iyi niyet göstergesi
Hakan Şükür'ün bunu iyi niyetle söylediğini düşünüyorum. Tabii dinî duygularımızın spor etkinliklerine karışmaması gerekir. Ama bu amaçla da söylediği kanaatinde değilim. Hakan Şükür herhalde, 'dostluğun, kardeşliğin, centilmenliğin öne çıkacağı bir maç olsun' temennisinde bulunmuştur, kastı da odur.

Togay Bayatlı (TMOK Başkanı): Görüşleri en iyi fair-play örneği
Hakan Şükür, kendi dinî inançları açısından bu maçın centilmenlik içinde geçmesi için beyanatta bulundu. Bunu başka yerlere çekmenin âlemi yok. 'Bu karşılaşmayı dostluk içinde oynayalım' dedi. Özellikle Galatasaraylı taraftarlara şiddete başvurmamaları konusunda uyarıda bulundu. Ben Hakan'ın bu görüşünü fair-play içinde olumlu buluyorum. Dinî inancından misal vermesi dolayısıyla hiç kimse onu eleştiremez. Hakan Şükür'ün, bu beyanatından dolayı eleştirilmesini doğru bulmuyorum.

Davut Dişli (Eski F.Bahçe ve TFF yöneticisi): Duygularımıza tercüman oldu
Hakan Şükür'ün bütün söylediklerinin altına imzamı atıyorum. Hepimizin istediği ve özlediği bir olgu futbol maçlarının centilmenlik ve barış içerisinde oynanması. Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede Hakan Şükür'ün sözlerinin başka taraflara çekilmesini de doğru bulmuyorum. Öküzün altında buzağı aramaya hiç gerek yok. Hepimizin istediği, onun dile getirdiği fikirler değil mi? Hakan'ın düşünceleri onun ne kadar samimi olduğunu gösteriyor ve bu açıklaması Hakan'ın hoşgörüsünü ön plana çıkarıyor. Kutlu Doğum Haftası'nın, derbi haftasına denk gelmesi sebebiyle mesajlarını bu çerçevede vermiş olmasını ve başlık olarak bunu ön plana çekmesinin de yadırganacak bir tarafı kesinlikle yok.

Alp Yalman (Eski Galatasaray Başkanı): Farklı yorumlamak, ayrımcılık
İnsanların inançları kendilerinedir. Olanları maneviyatı çerçevesinde gözlemlemek gerek. Ben Hakan Şükür'ün sözlerinde tuhaf görülecek bir taraf bulamadım. Tam tersine bu olayı ve Hakan'ın düşüncelerini başka taraflara çekmek toplumda ayrıcalığa sebep oluyor. Ben bu olayın bu türlü değerlendirilmek istenmesini ve farklı boyutlara çekilmesini yadırgıyorum asıl. Ve hiç de doğru bulmuyorum. Söylenenler ve yapılanlar kendi içinde değerlendirilmeli. Başka türlü ele alınınca bu tür yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Her şeye hoşgörüyle yaklaşılmalı. Hakan Şükür'ün de niyeti buydu sanırım. Centilmenlik mesajı yadırganabilir mi? Türkiye'deki yabancı futbolcular sahaya çıkarken nasıl Hıristiyansa haç ve put çıkartıyor, golden sonra benzer dini olgularını tekrarlıyor. Onlara bu yönlü eleştiriler yapılmıyor.

Aziz Yılmaz (Birleşik F.Bahçeliler Vakfı Başkanı): Hakan, gençlere örnek bir isim
Mısırlılar Afrika Kupası'nı kazandıklarında topluca secdeye varıyor. Diğer dinlere inanan futbolcular maçlara girerken çıkarken gol kaçırdığı veya attığı zaman bu anı dinî sembolleriyle yaşıyor. Her zaman bunlar normal karşılanıyor. Türkiye'de bütün rekorları kırmış, hatta bu rekorların geçileceği bile düşünülemeyen, gelmiş geçmiş en büyük santrforlardan Hakan Şükür'ün yüzde 99'u Müslüman ülkede maçın dostane bir şekilde geçmesi için İslam âleminin çok önem verdiği Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapması olay oluyor. Hani derler ya 'ne Musa'ya ne İsa'ya...' Hakan Şükür de hiç kimseye yaranamıyor. Herkesin Hakan'ı gelecek nesillere örnek gösterip takdir etmesi ve görüşlerine saygı göstermesi lazım.

 

kaynak:www.zaman.com.tr

 
Bitte warten...
Der eingegebene Kommentar ist zu lang. Bitte kürzen Sie ihn.
Sie haben keine Angabe gemacht. Bitte versuchen Sie es erneut.
Ihr Kommentar kann im Moment leider nicht hinzugefügt werden. Bitte versuchen Sie es später erneut.
Zum Hinzufügen eines Kommentars ist die Erlaubnis von einem Elternteil erforderlich. Erlaubnis einholen
Der Elternteil hat die Kommentarfunktion deaktiviert.
Ihr Kommentar kann im Moment leider nicht gelöscht werden. Bitte versuchen Sie es später erneut.
Sie haben die maximale Anzahl an Kommentaren, die pro Tag zugelassen sind, überschritten. Versuchen Sie es in 24 Stunden erneut.
Kommentare wurden in Ihrem Konto deaktiviert, da in unseren Systemen angegeben wird, dass Sie anderen Benutzern möglicherweise unerwünschte E-Mails versenden. Wenn Sie der Meinung sind, dass es sich beim Deaktivieren Ihres Kontos um einen Fehler handelt, wenden Sie sich an Windows Live Support.
Schließen Sie die Sicherheitsüberprüfung unten ab, damit Sie ein Kommentar hinterlassen können.
Die bei der Sicherheitsüberprüfung eingegebenen Zeichen müssen den Zeichen im Bild oder in der Audiodatei entsprechen.

YUDUM YUDUMSUN BİRTANEM

Yudum yudumsun bir tanem yudum yudumsun,
İçime doluyorsun her nefeste içime doluyorsun,
Durak duraksın bir tanem durak duraksın,
Dantel dantel işlemişsin, kalbimdesin.
Alıp gider aklımı düşüncelerim sana uzar,
Sevdalım gönlümün efkarında izdüşümün var
Alıp gider aklımı düşüncelerim sana uzar,


  


Sevdalım Sevdamın ahında izdüşümün var
Duman dumansın bir tanem duman dumansın
İçime doluyorsun her nefeste içime doluyorsun,
Kıvır kıvırsın bir tanem kıvır kıvırsın,
Kalbimden damarlarıma süzülüp gidiyorsun

Son Yudumsun

Kahretsin !
Dertliyim, kederliyim ve çok sarhoşum
Sense sisler içinde görünmeyen bulutsun
Hani birkaç damla ile ayılma ihtimalim
Oysa benden çekinen, sakınan bir yağmursun.
Yağ ki benim korkularım senin ile son bulsun
Yağ ki tenime sevgiler birbirine kavuşsun
Ben zaten sarhoşum ayılma ihtimalim
Unutma sen kadehimde bekleyen son yudumsun

Arıyorum her yerde, arz’da değil yerdesin,
Telden örgü hasretin, kara sevdam nerdesin.
Dar geliyor bu dünya, sen gözümde perdesin,
……….Yeşerirken fidanlar, bolluk gelir nasibe,
……….Gam yükünü üstünden,at gel haydi Hasibe!

Buzullandı yüreğim, sıcaklığı sendedir,
Karanfiller yedi renk, yüzündeki bendedir.
Hançerlenen yalnızlık, savrulan şu tendedir,
……….Feleğin çemberinde, yol alırken nasibe,
……….Sensizliğin acısı, şimdi çöktü Hasibe!

Kaf dağının ötesi, yolları aşıyorum,
Sinesi dar-ı dünya, aşkını taşıyorum.
Tutkularım firari, hep seni yaşıyorum,
……….Güvercinin kanadı, götürürken nasibe,
……….İçimdeki bu sesler, ilk besteymiş Hasibe!

Kalp kökünde beslendin, büyüyorsun içimde,
Gök kuşağı desenli, ebruli’ler biçimde.
Bu dudakta yudumsun, son yaptığım seçimde,
……….Sevda kışlalarında, yol alırken nasibe,
……….Aşıklar pınarından, su içmişsin Hasibe!

O düşleri kuşatan, aşk birliği sağlayan,
Her saniye karşımda, içten içe dağlayan.
Dokunduğun her yerde, iki yürek bağlayan,
……….İnciler dökülüyor, gidiyorken nasibe,
……….Sevgiyle güzelleşen, bir yoldasın Hasibe!

20 Apr.

Hola amigo. Te agradecemos que te hayas adherido Al Evento contra la censura indiscriminada en Windows Live Spaces.

No hay duda que a estas alturas del siglo XXI el tipo de censura que esta plataforma aplica de  manera indiscriminada sin distinguir lo que es arte universal  de otro tipo de imágenes que puedan rayar en la pornografía no se sostiene por ningún sitio y no podemos quedarnos impávidos ante esa falta de criterio demostrada por Microsoft.

Por tanto como afiliado que eres  te pedimos invites a firmar el manifiesto contra la censura a tus amigos, cuantos más seamos más fuerza tendremos contra el gigante. La unión hace la fuerza

Ojala entre todos más pronto que tarde logremos tener un interlocutor válido en Microsoft, en esa lucha estamos todos.

Un gran abrazo y mil gracias por tu colaboración.

18 Sept.
Marinaschrieb:


 

 

Amistad
 
Le di un vistazo a la noche, y me invitó a recordar
aquellos momentos en los que la tristeza me llamaba
con sus fúnebres ramos a velar mi felicidad.
Pero como una fuerza venida de otro mundo,
algo luminoso, algo sin igual,
tú, mi amigo fiel gracias por estar; como olvidar
que tú eras mi pañuelo cuando me inundaba en lágrimas...
que tú eras mi confesionario cuando me quería descargar...
que tú eras ese castillo impenetrable que de todo lo malo me protegía...
que fuiste tú, quien peleó codo a codo conmigo
en aquellas batallas que parecían eternas, sin victoria, sin piedad.
Me levantaste cuando me creí muerto, sin esperanza alguna de sobrevivir;
me miraste y con una tenue sonrisa me dijiste “estamos vivos, hay que seguir”.
No eres ni más ni menos que un bello ángel para mí.
No quiero tu riqueza, no quiero tu dinero, no quiero tus pertenencias,
compárteme ese ser maravilloso que hay en ti, con tu amistad me basta.
En algún momento de nuestras vidas miraremos la noche,
y nos invitará a recordar nuestra bella amistad.

Osvaldo Leone

Feliz Semana

 

28 Mai
Marinaschrieb:

 

 

Ausencia

Un suspiro, una mirada triste,
la voz quebrantada y un sin fin de lagrimas en mis ojos
es lo que me ha dejado tu ausencia...
Ausencia que me lastima,porque quisiera sentir el
aroma de tu presencia...
Ausencia que a la vez me provoca un alivio al
haberme enseñado que en el mundo no todo es
color de rosa...
Ausencia que me hace saberque en este mundo hay personas
con los mas bellos sueños,y que a su vez hay quienes como tú
que se encargan de convertirlos en pesadillas...
Ausencia que me mete un sin fin de ideas en mi mente,
las cuales para extrañosson locuras, pero para mi
tienen que ser indiferentes.
Pero como hacer si aun te amo a pesar de todo el daño que
me hiciste, tendré que sobrevivir hasta que el tiempo
...deje mi corazon
totalmente ausente. 

 

24 Mai
Marinaschrieb:

 

 

Ausencia

Un suspiro, una mirada triste,
la voz quebrantada y un sin fin de lagrimas en mis ojos
es lo que me ha dejado tu ausencia...
Ausencia que me lastima,porque quisiera sentir el
aroma de tu presencia...
Ausencia que a la vez me provoca un alivio al
haberme enseñado que en el mundo no todo es
color de rosa...
Ausencia que me hace saberque en este mundo hay personas
con los mas bellos sueños,y que a su vez hay quienes como tú
que se encargan de convertirlos en pesadillas...
Ausencia que me mete un sin fin de ideas en mi mente,
las cuales para extrañosson locuras, pero para mi
tienen que ser indiferentes.
Pero como hacer si aun te amo a pesar de todo el daño que
me hiciste, tendré que sobrevivir hasta que el tiempo
...deje mi corazon
totalmente ausente. 

 

24 Mai
       
    Deniz Feneri >>                                              Kimse Yok Mu? >>     Mehmetçik Vakfı >>